Menü Gazete Esenler
Tarih: 09.03.2012 11:10
Cep Telefonu Kârlari ve Insan Yasami

Cep Telefonu Kârlari ve Insan Yasami

Facebook Twitter Linked-in

Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi`nin 06.10.2011 tarihli (2011/358-351 sayili) direnme karari sayesinde baz istasyonlari hakkindaki Yargitay Hukuk Genel Kurulu`nun verdigi kararin gerekçesi herkesi yakindan ilgilendiriyor (YHGK. Esas No: 2012/4-147, Karar No: 2012/32. Tarih 30.05.2012).

 

Davanin konusu "Baz Istasyonunun Kaldirilmasi" hakkindadir. Davaci evinin 25 metre kadar yakinindaki bos arsada bulunan elektrik diregine baz istasyonunun kuruldugunu, faaliyet halindeyken radyasyon yaydigini, kizinin lenf kanserine yakalandigini, bu durumun aile açisindan yikima neden oldugunu, baz istasyonunun faaliyetine devam ediyor olmasinin kendisi ve diger aile bireylerinin sagligi için de endiseye yol açtigini belirterek maddi ve manevi zararlari yönünden talep haklari sakli kalmak kaydi ile evinin yakininda faaliyet gösteren baz istasyonunun sökülmesine karar verilmesini talep ve dava etmistir.

Ankara 1.Asliye Hukuk Mahkemesi insan yasami ve manevi degerlerinin baz istasyonlarindan çok daha önem olduguna karar vermis ve davayi kabul etmistir. Yargitay`in karari bozmasina karsi direnme karari vermistir. Konu Yargitay Hukuk Genel Kurulu`nda incelenmistir.

YHGK kararinda "Baz Istasyonu" nedir sorusunun yaniti ve yasal düzenlemeye açiklik getirilmis. Baz istasyonu esas olarak alici/verici antenler sayesinde elektromanyetik dalgayi (sinyali) alma ve gönderme islemi yapan cihazlardan olusuyor. Baz Istasyonlari; konusma trafiginin az oldugu kirsal alanlarda 35 km`lik bir mesafe içinde hizmet verebilen (macro), konusma trafiginin daha yogun oldugu sehir içlerinde 1-2 km`lik bir mesafe içinde hizmet verebilen (mikro) ve bina içleri ve alisveris merkezleri gibi yerlere kurulan çikis güçleri oldukça düsük olan (piko) çesitlerinden olusuyor.

Cep telefonlarinin saglikli çalisabilmesi için; baz istasyonlarinin bal petegi benzeri seklinde bir yapida ve her bir petegin içinde de en az bir baz istasyonunun kurulu bulunmasi gereklidir. Her baz istasyonu belirli sayida abone konusturabilir. Bu nedenle insanlarin yogun yasadigi yerlerde konusma trafiginin bir kesintiye ugramaksizin karsilanabilmesi için daha çok sayida baz istasyonunun kurulmasi gerekmektedir. Baz istasyonunun sehir disina çikartilmasi halinde, hücresel yapi olusturulamamasi nedeni ile sinyallerin abonenin cep telefonuna ulasabilmesi için çok yüksek elektromanyetik dalgalar olusturmasi gerekecektir. Ayni zamanda kullanici cep telefonu da baz istasyonuna sinyali yeteri seviyede ulastirabilmek için daha fazla güç kullanacagindan daha fazla insanin daha fazla elektromanyetik alana maruz kalmasi kaçinilmaz olacaktir.

Baz istasyonlarinin insan sagligina etkileri konusunda basta Dünya Saglik Örgütü olmak üzere, birçok ulusal ve uluslararasi kurulus çalismalari (...) neticesinde bir takim sinir degerler belirlenmis bulunmaktadir. Mevzuat geregince baz istasyonlarinin sagliga ve çevreye zarar vermeyecek sekilde; nerede, nasil, hangi ölçü ve limitler dâhilinde kurulacagini belirlemek ve kurallarini koymak islemleri, Bilgi Teknolojileri ve Iletisim Kurumu Baskanliginin (BTK) görev ve yetkisindedir. Baz istasyonlari, 5809 sayili Elektronik Haberlesme Kanununun 37. maddesine dayanilarak BTK tarafindan bu konuyu düzenleyen yönetmelikteki yer, ölçü ve limit degerlere göre verilen güvenlik sertifikasi geregince kurulmaktadir. BTK tarafindan yürürlüge konulan yönetmelikte, Türkiye`de geçerli olacak sinir degerleri; Ingiltere, Amerika, Kanada, ICNIRP ve Avrupa Birliginin kabul ettigi degerin yaklasik 1/4`ü olarak belirlenmistir.

Yargitay Hukuk Genel Kurulu; Anayasa`nin 17. maddesindeki "Yasama hakki", 22. maddesindeki "Haberlesme Hürriyeti" ve 35. maddesindeki "Mülkiyet Hakki" ile ilgili düzenlemelere dayanarak kararini vermistir. Kararin önemli bölümleri asagidaki gibidir:

"Yine Anayasa`nin; Saglik Hizmetleri ve Çevrenin Korunmasi baslikli 56. maddesinde, herkesin saglikli ve dengeli bir çevrede yasama hakkina sahip oldugu, çevreyi gelistirmek, çevre sagligini korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandasin ödevi oldugu hükmüne yer verilmistir. Insan Haklari Evrensel beyannamesinin 25 maddesi de ayni yöndedir. Anayasa tarafindan korumaya alinan "yasama hakki", "haberlesme hürriyeti" ve "mülkiyet hakki" gibi temel haklar arasinda bir çatisma meydana gelmesi halinde bu durumun, yargilama makamlari tarafindan hassasiyetle degerlendirilmesi ve çatisan yararlar arasinda öncelik düsüncesine dayali bir denge kurulmasi gerekir.

Dava konusu tesisin cep telefonlarinin kullanimi için zorunlu oldugu ve bu tesisin genis bir kitleyi ilgilendirmesi nedeniyle kamuya hizmet vermeyi amaçladigi tartismasiz ise de insan yasaminda tehlike yaratma ihtimalinin bulunmasi halinde insan yasamina, sagligina üstünlük taninmasi gerekir. Baska bir deyisle; "Yasama Hakki" en kutsal ve birincil hak olup tehdit altinda olma süphesi dahi diger Anayasal haklardan önce gözetilmesi geregini dogurur. Aksi halde yasam hakkinin tehlikede oldugu bir yerde diger tüm temel hak ve hürriyetlerin hiçbir degeri kalmayacaktir.

Türk Medeni Kanunu`nun 737 vd. maddesinde ise komsuluk hukuku düzenlenmis bu maddede herkese tasinmaz mülkiyetinden dogan yetkileri kullanirken komsularini olumsuz sekilde etkileyecek taskinliktan kaçinma yükümlülügü getirilmistir.

Baz istasyonu yönetmelige uygun olarak çalistirilsa dahi zararin veya zarar ihtimalinin bulunmasi halinde yönetmelige uygun oldugundan söz edilerek zarar verenin sorumluluktan kurtulmasi, kullanima devam edilmesi sonucunu dogurmaz. Yönetmelige uygun degilse, zaten hukuka aykirilik gerçeklesmis olacaktir. Hukuk kurallarindaki norm düzenlemesi itibariyle yönetmelik ve yönetmelige uygun bir islem yapilsa bile buna karsin çevreye verilen zarardan eylemi gerçeklestirenin sorumlu olmayacagi sonucu dogmaz. Ayrica yargiç uyusmazligin çözümünde yönetmelige degil, yasaya, genel hukuk kurallarina ve bu baglamda sorumluluk ilkelerine göre karar vermek zorundadir. Bu bakimdan yönetmelige göre verilen sertifikayi baglayici olarak kabul etmek mümkün degildir. (...) Davacinin dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarari kanitlanmamis ise de, baz istasyonunun yukarida açiklanan zarar verme ihtimali ile birlikte davacinin evine olan mesafesi, kanser hastasi bir kizinin bulunmasi, içinde bulundugu psikolojik ortamin kendisinde tedirginlik ve ümitsizlik yaratacagi ve bu konudaki doktor bilirkisi raporu ile davacinin yasamdaki saglik degerleri, Anayasaca teminat altina alinan yasam hakki, mülkiyet hakki birlikte degerlendirildiginde dava açmakta hakli oldugu ve davasinin kabulü gerektigi sonucuna varilmistir.

Kaldi ki, bu hizmetin davaciya ait konutun bulundugu yerde verilmesinde zorunluluk bulunmadigi gibi, davaciya ve çevreye zarar verme ihtimali olmayan bir baska yerde de verilmesi olanak dâhilindedir."

Cep telefonlari ve sirketlerin kârlari yüzünden insanlar ölmeden önce yasam hakki korunmalidir. (FI/EKN)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —