Tarih: 31.01.2026 01:18

GÜRÜLTÜYE NE GEREK MAKALESİ

Facebook Twitter Linked-in

Kuru gürültü sağanağında kısacık bir makale okudum, zor dizginlediğim arzularıma dokundu. Veya hayattan sıkıldıkça, sınırladığım duygularıma. Direkt aklıma ve yüreğime. Salık veririm, geç kalmadan gürültüye gerek yok diyen kısacık ama varsıl bir makale okumayı. Makam kargaşasında ok yaydan çıkınca maharet yüklü makalelerle tanışmayı...

Kısadan uzunca bir makale okudum, okkalı bir şoklama hissettim. Okur okumaz pek yapmadığım biçimde, içime dokunan nitelikli saptamalara kısacık bir yorum bıraktım. Sanki yazı ikliminde kendi çapımda kocaman bir gürültü çıkarmak istedim. Çekinmeden dört duvar gazetesinde yerimi aldım. Meydanı boş bırakmak istemedim sanki çok bilir gürültücülere...

Yaşadıkça Derdoya yakışanı yapmak yegane dileğim. Tek derdim gürül gürül vurgular boşa gitmesin. İnsani değerlere sırnaşan vurgunlar hoşa gitmesin. Diğer yandan okuduğum uzundan bir tık kısa makalede değinilen boşa gürültücüler resmen hayatı içinden çıkılmaz kılan tanıdıklar labirenti. Labirentin girişi belli çıkışı tam kırılma noktası. Bizatihi kıssadan hisse 'karmapolit öykülemeler nirvanası.' Duru bir dille izahı temiz, malumu memleketten insansızlık manzaraları. Er vakit okudum geçkin manzaram renklendi...

Anladım ki aslında her bu tip makale, kırılmaz kalem tutan ellerde bir mum ışığı ferahlık. Yıllar yılı azdıkça azan faşizan susturucudan ebedi kurtuluş. Yol kısaldıkça yolculuk uzadı. Uzak yakın görüntüler karıştı. Velhasıl ferim kalmadı gürültü neferi olmaya. Olsan ne fayda körcahile ilgi alaka göster, istemediğince vefalı ol, yine de ilk eza cefada satar tüm insancıl değerleri beş paraya tek pula. Kula pula satansatar kalemini. Satanların topu çakma star, tekmili birden köşe bucak yağ satar, bal zehir yalan satar. Satmayanlar ise kar kıyamet yol yoksa yol açar. Makalelerinde düz yolda yalı gidenleri ve şaşı dönerleri sıralar...

Kısacası kısacık bir makaleye akıldan yürekten dökülenlerde bizzat kalabalıkta yalnızlaşmayı ve yozlaştırıcı türdeş türbülansları gördüm. Görmez olaydım, yerli yerine oturtulan kardanyer karalamasını. Satır aralarına baktım kar anlık beyaz, karanlık bu yaz, her mevsim ayaz. Köşeye kıstırılan makale dilinde, azimli temas derinliği ve nice unutulanlar. Azami derecede uysal anılar. Hiçten çıkarılan gürültü asla unutulmaz. Ayrıyeten masumane makale dizenler iyi bilir, makul düzey okuryazarlar suya yazılanı dahi asla unutmaz...

Onlara her makale Ada, adam ve adak üçlemesi. El heykelli ada kulvarında kısacık makaleler içine sıkışanlar ise yönetsel erke direnemeyişin gelenekten sayılmasına taşlama. Depolitizasyonun resmen kitlesel şova dönüştürülmesini alkışlayanlara veda. Yani akçalı ödüllendirmelerle sınıfsal isyan sindirilir sanılır ama gürültü kopunca işin seyri anlaşılır...

Bolca götürü sağanağına iyi ki yazmışsınız bu makaleyi hocam. Hayatın bol sıfırlı aldatmacalarına kanmamışsınız. Sınıfsal sindiri silindirine aldanmamışsınız. Besbelli uğursuzluk hiç uğramamış boş limanınıza. Bir kısacık makalenizi okudum ve dili sivri sonu Silivri olmasın dilediğim bir makaleye cesaretlendim. Sakınmadan gürültüye ne gerek makalelerine artı bir daha ekledim. Sayenizde hocam, tebrikler...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —