Tarih: 10.04.2012 09:38

Isçilerin fabrikalari nasil yönetecegini tartisiyoruz

Facebook Twitter Linked-in

ULUSAL Meclis Maliye Komisyonu Baskan Yardimcisi Jesus Faría'nin agustos 2012'de verdigi bilgiye göre, Venezuela'da özel sektör hâlâ ekonominin yüzde 60'ina hükmediyor. Hâlâ diyoruz, çünkü Hugo Chávez'in iktidara geldigi günden bu yana yürüttügü en önemli politika, sirketlerin, fabrikalarin "devletlestirilmesi"ydi. Basta petrol olmak üzere yüzlerce fabrika ve sirket devletlestirildi. Kimi patronlarsa kendileri kaçip gitti. Ama yeterli olmadi. Ülkede özel sektörün egemenligi sürüyor. Bu yüzden de hükümet kamu çalisanlarinin maaslarini ve asgari ücreti yükselttikçe patronlar da ürettikleri ürünlere daha yüksek zamlar yapiyorlar. Yüzde 25-30 arasindaki ve hiç düsmeyen yüksek enflasyon nedeniyle Venezuela emekçilerinin aldiklari zam, yasam kosullarinin iyilesmesinde yeterli etkiyi göstermiyor. Öte yandan '90'larin büyük kamu isletmelerinde yarattigi patronlar ve devletle ittifak halinde olan "mafya sendikacilarin" da kökü kazinmis degil. Venezuela isçileri bir yandan fabrikalari nasil yönetecegini tartisirken, diger yandan eski sistemin isçi sinifi içindeki egemenligiyle de mücadele ediyor.

Mario Zárate 27 yasinda genç bir sanayi isçisi. Bolivar eyaletinde bir demir çelik fabrikasinda çalisan Mario, aksamlari da üniversiteye gidiyor. Yillar önce bir ara "Müslüman" olmayi denemis. Suriye'den göç edenlerin yasadigi eyalette kurdugu camiye önce meraktan gidip gelmeye baslamis. Dinini degistirmis ve neredeyse camide yatip kalkar olmus. Ancak ülkede esen devrim rüzgarlari Mario'yu da etkilemis. "Lenin tisörtüyle cami temizliyordum bir süre sonra sorun olmaya basladi, ayrildim" diyor gülerek. Mario, Simdi patronsuz fabrikasinda "Sosyalizm nasil kurulur, isçiler fabrikalari nasil yönetir?" diye tartistiklari atölye çalismalarina katiliyor. Venezuela isçilerini bu genç sanayi isçisinden dinliyoruz:

Venezuela'da sanayinin durumu, isçi ve emekçilerin yasam ve çalisma kosullari hakkinda bizi bilgilendirir misin?
Venezuela su anda sanayi alaninda bir geçis süreci yasiyor, sirketlerin devletlesirilmesi süreci yasadik ve bunun sonuçlarini yavas yavas görmeye basliyoruz. Bu adim su anda neoliberalizme karsi verdigimiz mücadelede attigimiz en büyük adimdi. '90'li yillarda büyük oranda bir özellestirme süreci yasamistik. Bugün, daha önce kapitalistlerin elinde olan fabrikalari yeniden kurulmasi sürecini gerçeklestiriyoruz. Benim bölgemde demir-çelik fabrikalari, imalat sanayi, orta ölçekli sanayi devletlestirildi.
"Bir isçi fabrikasini yeniden nasil insa edebilir? Bir isçi bir fabrikayi nasil yönetir ve denetler?" Bizim bölgemizde kamulastirmanin ardindan önce bunlari, fabrikalarin isçileri tarafindan nasil yönetilebilecegini tartistik. Bu isçiler grevler yapan, kapitalist patronlara karsi eylemler yapan ve sermayeyi, makinalari alarak, borçlarini birakarak fabrikalari devlete, isçilere batmis ve zarar eden bir sekilde terk edip kaçmaya çalisan büyük patronlara karsi  mücadele eden isçilerdi.
Patronlar hiç bir ödeme yapmadan kalan bütün sermayeyi yanlarina alarak kaçmak istediler. Isçiler kendi fabrikalarinin yönetiminde söz sahibi oldu ama bu zorlu bir süreçti. Isçi konseyleri ya da fabrika konseyleri geceden sabaha olusmadilar.

Nasil olustular?
Bir isçi mücadelesinin, ölümlerin, tutuklamalarin, cinayetlerin, baskilarin arasinda verilen mücadeleyle kuruldular. Bundan önceki is yasasi, is gücü piyasasini kuralsizlastiran bir yasaydi. Bugün Avrupa'da yasananlari biz Venezuela'da '90'larda yasadik. Is gücü piyasasinda kuralsizlastirma demek, is güvencesinin olmamasi, esnek çalisma, büyük sömürü, düsük ücretler demekti. Giderek yoksullasan bir isçi gençlik yaratildi. Fakat bugün bu süreç tersine dönüyor. Bugün isçiler fabrikalarin hangi kurallarla yönetilecegine kendileri karar veriyor. Eskiden fabrikadaki üretim üzerinde hiç bir söz hakkimiz yoktu. Bugün proleterler ne kadar üretim yapilacagini, nasil yapilacagini ve üretimin kime yapilacagini; yani yurt disina mi yoksa iç pazara mi yapilacagini tartisiyor.
Fakat yine de Venezuela'nin çözmesi gereken ciddi bir sorunu var ki o da , neredeyse tek kaynaga, tek ürüne yani petrole endeksli üretim yapmak ki bu da sonuç olarak disa bagimliliga neden oluyor.

Ya petrol disindaki ürünler?
Venezuela'da kirsal bölgeleri örgütlemek kolay degil, hâlâ köylerin çogunda geleneksel hatta ilkel yöntemlerle tarim yapiliyor. Bu yüzden tarim endüstrisinde çok gelismis Arjantin, Belarus ve Brezilya gibi ülkelerle çesitli is birlikleri hayata geçirildi. En çok tükettigimiz tarim ürünleri misir, soya, caraota (bir fasulye çesidi) ve pirinç, bu yüzden isçi sinifi fabrikalarda bu ürünlere agirlik vermelidir.
Benim yasadigim demir çelik bölgesinde bugün bir bilinç soku yasaniyor. Bizim bölgemizdeki isçiler aslinda küçükburjuva yasam kosullarina sahip isçilerdi; kaliteli arabalari, iyi maaslari var ve fabrikalarin durumunu, ekonomik büyümeyi ya da elimizdeki ham maddeyi nasil kullanacagimizi degil hâlâ kazandiklari parayi önemsiyorlar. Bu çözülmesi gereken önemli bir sorun. Daha isçi karakterde konseylere ihtiyacimiz var, benim bölgemde küçükburjuva sendikacilar var ve sosyalizm adi altinda hâlâ reformizmin hizmetindeler ve isçiyi bölen, nedensiz ayaklanmalar ve is birakmalari provoke eden konumdalar ve bu bizim isçilerin her gün gazetelerde haber olmasina neden oluyor. Daha fazla maas için yapiliyor bu eylemler.

Isçilerin çalisma kosullari için eylem yapmasi neden kötü olsun?
Keske çalisma kosullari için olsa! Çok isterdim ki kamu saglik sisteminin iyilestirilmesi, ya da üretimde karar alma süreçlerine daha fazla katilim ya da ham petrol üretiminde dev çokuluslu sirketlerin tekeline karsi, hâlâ süren çevre sorunlarina karsi eylem yapsinlar! Ama sadece ücretler için eylem yapiliyor burada.

Senin yasadigin yerde durum bu, ya ülkenin diger bölgelerinde? Mücadeleci sendikacilar hiç mi yok örnegin?
Ülkenin merkezinde, '90'li yillarda öncü isçi hareketleri ortaya çikti. Sinif karakterli, çok güçlü ve proleter olmanin ne demek oldugunun farkinda çok güçlü hareketlerdi bunlar. Günümüzde hâlâ böyle sendikacilar var, hâlâ isçilerin gerçek sinif bilincine sahip oldugu, üretim için kafa yordugu, yeni bir sistem insa etmek istedigi fabrikalar var fakat biraz daha kuzeye gittigimizde asil büyük fabrikalarin oldugu bölgelerde ne yazik ki kisisel çikarlar önde.
Bolivar'da, bir iste çalisabilmek için 10 milyon bolivara (Venezuela para birimi) ihtiyacin var. Bu parayi sendikaciya ödersin sana bir is bulup bulmayacagi kesin bile degildir, siddet de içeren bir tür mafya sendikacilik sürüyor hâlâ. Is bekleyen uzun bir isçi listesi var ve isçiler arasinda husumet yaratiyor ve isçi sinifi için çok tehlikeli. Ama anlattigim benim eyaletimdeki, Bolivar eyaletindeki kosullar. Venezuela'nin geri kalan bölgelerinde kosullar farkli. Venezuela'da 4 büyük kamu isletmesinde elit isçiler mevcut. Geri kalanlarin durumu farkli.

O geri kalanlarin kosullari nedir, onlar nasil yasiyorlar?
Geri kalanlar güvencesiz islerde çalisiyorlar. Venezuela'da hâlâ kapitalist sistemde yasiyoruz, sosyalizme geçis sürecindeyiz. Isçilerin çogunlugu bugün yeni is yasasini tartisiyor, fabrikalarinda uygulamaya, yasamini degistirmeye basliyor. Yoksullugu bir gecede yok etmek mümkün degil. Isçi sinifi hâlâ sinif bilincine sahip degil zaten asil problem de bu. Peki ne yapiyoruz? Fabrikalarda politik ve ideolojik egitim atölyeleri gerçeklestiriliyor. Böylece dönüsüm sürecinde sinif önderlerinin yetismesi saglaniyor. Fikirler tartisiliyor sosyalizmin nasil gelecegi, nasil isleyecegi "iyi pismesi" için neler yapilacagi tartisiliyor ki bu da yogun bir mücadele gerektiren bir süreç.

DARBE GIRISIMIYLE ASIL DÜSMANI TANIDIK

Chávez ilk defa kazandiktan sonra isçilerin hayatinda ne degisti?
Chávez, ilerici fikirlerle geldi. Baslarda sosyalizmden bahsetmiyordu, daha çok milliyetçi ve ilericiydi. Ilk olarak yeni bir anayasa yapmamiz gerektigini gündeme getirdi. Bu, proletarya için tünelin sonundaki isikti. Yeni bir politika yapma sekli gördük. Chávez'in öncesinde neoliberalizmin egemenligi vardi, IMF ve onun politikalari uygulaniyordu ve '90'larda sokaklari doldurmus, büyük protestolar gerçeklestirmis, Caracazo'yu (1989 yilinda ulasim zamlara karsi sokaklara çikan Venezuelalilara yönelik polis saldirisinin ve yüzlerce yoksulun kolluk kuvvetlerince öldürüldügü katliamin adi) yasamis bir isçi sinifi vardi. Bu süreç Chávez'in de yükseldigi süreç oldu. Chávez de bir günde lider olmadi. Isçi sinifi onu destekledi ve seçimleri kazandi ve ardindan degisimler de yavas yavas geldi. Fakat çok büyük degisimler degildi bunlar. Asil degisim Chávez'e 2002 yilinda düzenlenen darbe girisimiyle oldu. O gün farkina vardik ki Venezuela'da ülkeyi ele geçirmek isteyen, isçi sinifinin politikacilarini devirmek isteyen, degisimi baltalamak isteyen bir burjuvazi sinifi var. O gün isçi sinifi gerçek düsmaninin kim oldugunu, kimin kendi yaninda kimin karsisinda oldugunun bilincine tam olarak vardi ve böylece emekçiler Baskan Chávez'i savunmak için sokaklara çikti. Yeni anayasa projesini savunmak, demokratik yasama geçisi savunmak için mahallelerinden indi ve bir diktatörlük kurulmasina engel oldu.

MUHALEFETIN ADAYI; BURJUVAZININ ADAYI

Venezuela'da seçimlere çok az kaldi. Isçi sinifinin penceresinden bakarak nasil degerlendiriyorsun seçimleri?
Istatistikler Chavez'in bir kez daha baskan seçilecegi yönünde, biz de buna güveniyoruz. Artik bilinçliyiz, politika karsisinda acemi degiliz. Biliyoruz ki mahalefetin adayi bir is adamidir, burjuvazinin çikarlarini savunmaktadir.
ABD'li sagcilar tarafindan desteklenmektedir ve özellestirme, emek piyasasinin yeniden serbestlesmesini savunmaktadir. Eger olur da muhalefetin adayi kazanirsa Venezuela bir iç savasin esigine gelir, çünkü isçiler bugün ele geçirdikleri yönetimi asla geri vermeyecekler, fabrikalarinin özellestirilmesine izin vermeyeceklerdir ki Chávez çikardigi is yasasi ile fabrikalarin bir daha özellestirilmeyeciginin garantisini vermistir. Eski is yasasinin 600 maddesi is adamlarinin, patronlarin lehineydi sadece 300 tanesi belki isçilerin haklarindan bahsediyordu fakat bu artik degisti. Seçim süreci bizim için ülkeyi savunacagimiz bir süreç, bunun bilincindeyiz. Chávez, daha da ilerlemek için atilmis bir adim. Marksist degil, Leninist degil fakat bugün Venezuela'nin ve Latin Amerika'nin sahip oldugu en ilerici politikayi yapiyor.
Bu seçimlerde Venezuelalilar muhalefetin adayi Capriles Radonski'yi seçmeyecekler. Zaten yaptigi konusmalar da çok yetersiz ve kaba konusmalar.  Burjuvazi sinifi Caracas'in disina çikmaz, baska yer bilmez, mahalleleri ziyaret etmez, diger eyaletlerin gerçeginden haberi bile yoktur. Chávez ise  tam tersidir, eski bir askerdi ve Venezuela'nin her yerini çok iyi taniyor, gerçek bir Venezuelali karakterine sahip ve bizim için bir onur kaynagi, bizim için vatanimizin bir simgesi Chávez.


PATRONLAR HALA AYAKTALAR, HALA SÜRECI SABOTE EDIYORLAR

José Luis Pinto Telekomünikasyon Isçileri Sendikasi FETRATEL'in Genel Sekreteri. Venezuela'da isçi emekçilerin yasam ve çalisma kosullarini anlatiyor:

ENFLASYON VE ÖZEL SEKTÖR EGEMENLIGI

"Venezuela'da yaklasik 12-13 milyon çalisan var. Klasik isçiler yani sanayi isçileri ise 3-4 milyon civarinda.
Burada da emekçiler tipki diger Latin Amerika ülkelerinde oldugu gibi kusatilmis durumdalar, özellikle kitadaki enflasyon sorunu nedeniyle sikinti yasiyorlar. Su sirada ciddi bir ekonomik kriz yasayan Avrupadaki enflasyon artisindaki hiz bile Latin ülkelerinden çok daha yavas durumdadir. Yüksek enflasyon karsisinda isçi ücretlerinin alim gücündei ciddi ve hizli düsüs yasaniyor. Her yil tüm emekçilerin maaslarina yüzde 20 ile yüzde 33 arasinda bir zam yapiliyor. Ancak özel sektör, kapitalist patronlar da temel tüketim ürünlerine maas artisinin üzerinde zam yapiyorlar. Bazi ülkelerde 30 bolivar'a denk gelen ürünlerin Venezuela'da fiyati 60 bolivar'a kadar çikabiliyor. Bu korkunç bir durum ve bu sekilde is adamlari Bolivarci Hükümetin ekonomik önlemlerini sabote etmeye çalisiyorlar"
 "Bu nedenle Bolivarci hükümetin yaptigi tüm ekonomik uygulamalara ragmen ki bunlarin arasinda kamu çalisanlarina yapilan yüksek zamlar, hamile kadinlara, engellilere, yasli vatandaslara yönelik ciddi sosyal destekler, saglik sistemindeki degisim var, iste hükümetin tüm bu olaganüstü çabasina ragmen Venezuela isçileri hâlâ zor kosullarda yasiyorlar çünkü patronlar hâlâ ayaktalar, süreci sabote edebiliyorlar."

SOSYALIZM YOK AMA...

"Bu hükümet ülkedeki sosyal drama bir son vermek ve temel gereksinimleri saglayabilmek konusuna kendini adamis durumda. Evet, sosyalizmde yasamiyoruz. Asil istedigimiz sosyalizmi insa etmek. Bolivarci hükümetin sosyalizm yolunu açacak politikalar uygulamasi ve biz emekçiler olarak bu yolda hükümete eslik etmeye haziriz.
Öte yandan emekçilerin çok ciddi bir çogunlugu kapitalizmi reddediyor ve yeni bir toplumun, emekçilerin ve halkin çogunlugunun sosyal sorunlarini çözen bir sistem istiyor. Iste Venezuela'da bugün durum özetle böyle..."

SENDiKAL ÖRGÜTLÜLÜK

"Venezuela'da '90'larda sosyal demokrasi sendikalara hakimdi ve geleneksel komunist partinin bile isçi mücadelesinde etkisi kalmamisti. Sosyal demokrasi CTV isimli sendikayla tüm hareketi kusatmisti. CTV emekçilerin mücadelesini çaldi diyebiliriz. Mücadeleye önderlik edenleri etrafinda topladi ve sendikalarda mafya hakim oldu. Bu süreçte Çalisma Bakanligi ile ittifak halinde çalisan bu sendikacilar isleri, isçilere satmaya basladi Isçi, emekçi mücadelesi Venezuela'da nerdeyse igdis edilmis durumdaydi ve hâlâ da etkisi devam ediyor. Bolivarci süreçle birlikte ele geçirdigimiz ilerici sendikalar olarak birlesmek, yeni bir sendika merkezi kurmak için harekete geçtik ve sonunda Ulusal Emekçi Birligini, UNT'yi kurduk. UNT ile büyük mücadeler verdik, çok sayida sendikanin, isçi örgütünün CTV'yi birakarak UNT altinda birlesmesini sagladik"




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —