Kentsel Dönüsüm Bidonu, Fikri Akyüz`ün Odunu
Güzel bir bayram günüydü. 'Ikinci Bahar'da çay içerken gözüm masadaki gazeteye ilisti.
Televizyonlardaki tartismalardan iyi tanidigim bir yüz olan Fikri Akyüz, Esenler Belediyesine ait Kentim Gazetesi'ne yazmis.
Bu yazidan Fikri Akyüz'ün çocuklugunun en azindan bir kisminin Esenler, Havaalani Mahallesi'nde geçtigini anliyoruz. Sadece bu kadar degil. Basbakanin kentsel dönüsüm için ilk kepçeyi vurdugu ve yiktigi binalardan birinin babasinin yaptigini da ögreniyoruz.
'O yaz Marmaris'te tatil yapmaya gitmedim! O yaz, insaat kalfasi olan babamin
"götürü" usulü çalistigi Havaalani Mahallesi'ndeki insaata sik sik giderdim.
Babama bidonla su tasiyordum. Bidon sikintisi çekmiyorduk elbette. Çünkü o dönemde mahallenin tamami(abç), bazi aymazlarin deyimiyle "bidon kafali"(!) oldugu için bu sikintiyi kolayca asabiliyorduk!'
Fikri Akyüz babasina bidon bidon su tasiyarak Esenler'in en çürük binalarindan birini nasil yaptigini anlatiyor. Yardimina bir sey demiyoruz.
Biraz sonra da binalari çürük yapan ve buna izin verenleri degil de Kentsel Dönüsüm anlayisina karsi çikanlari 'bidon kafali' olarak suçladigini görüyoruz. Peki suçlamaya konu olacak ne var? Bir sey yo! Yok ama suçluyor.
'Bidon sikintisi çekmiyorduk elbette' ne alaka! Birilerini suçlayacak ya! Konuyu bidona getirmek istiyor. Bidon sikintisinin konuyla ne ilgisi var? Bidon sikintisi çekilince insanlar 'Bidon kafali' olmakla mi suçlaniyor? Ortada fol yok, yumurta yokken suçlama yapmak Fikri Akyüz'e özgü olsa gerek.
Aymazlar tarafindan mahallelinin tamami 'bidon kafali' olarak suçlaniyormus!
Siz su toptanciliga bakin! Üstelik tamami! Bir hukukçu için biraz düsünmek gerek!
Kimse artik bu aymazlar! Muhtemelen karsi fikir öne sürenleri kastediyor olmali. Ama ne için! Tasima suyla degirmen döner mi? Diye uyardiklari için mi? Bilemiyoruz. Basindan bir önyargi olusturma çabasi! 'Bidon kafali'
Önce bir zemin hazirlaniyor.
Bu yazinin baslangici böyle.
Gariban bir yapi ustasi, bidon bidon su tasiyarak kendisine yardim eden ve bu nedenle Marmaris tatilinden mahrum kalan ogul Fikri Akyüz.
Siz bu girizgâhtan sonra bekliyorsunuz ki bu sorunun, daha dogrusu Kentsel Dönüsüm magdurlarinin kaderine bir atifta bulunacak. Kentsel Dönüsüm ile ilgili yoksullarin durumuna nester vuracak. Ama birden bu yazinin belediyeye ait bir gazete oldugunu anlayinca geri duruyorsunuz.
Babasinin yaptigi çürük binanin önüne gelmis ve orada bir kadin oturuyormus, ona sormus. "Allah razi olsun Baskanimizdan, binayi yikacak, baska yere tasinacagiz. Kiramizi da verecek. Ve biz daha iyi bir binada yasayacagiz."
Bu son dilege katilmamak mümkün mü? Herkes bunu ister.
Acaba bu temenni gibi mi olacak? Bu binalarda gerçekten onlar mi oturacak? Kadinin temennisini, arzusunu bir gerçeklikmis gibi sunuyor.
Bir de Basbakan gelmeden bir gün önce hemen yikilacak binanin karsisindaki Yunus Emre Cami bahçesinde toplananlara bir sormaliydi.
Binalarin yikilmasini isteyenler, istemeyenler diye bir ayrim mi var?
Simdi buna ne demeli? Neresinden tutmali? Insan bilemiyor. Ne söylemek istedigini de anlayamiyorsunuz… Ona göre binalarin yikilmasi soyut bir sey! Sanki içinde uzaylilar yasiyormus gibi yazida bir his var. Onlarla ilgili bir cümle göremiyorsunuz.
Bu çürük binalar yikilsin tabi! Bizce sorun yok! Bunu istemeyen mi var! Sorun bu degil ki!
Neden yikilsin istiyoruz?
Yasanabilir, ucuz, kaliteli ve hak sahibinin oturacagi sosyal donatili binalar olsun!
Yok! Bu olmaz! Diyorlar…. Öyle 3 köfte 25'e yok! Sana biz 300-400 Bin TL'lik daire yapacagiz sen de pasa pasa oturacaksin. Öyle yagma yok!
Kimin malinin üzerinde peki?
Tekrar konuya dönelim.
'Evet, benim hatiralarim yikiliyordu, ama hayallerim gerçeklesiyordu. Zira insanlar daha müreffeh bir ortamda yasayacakti.'
Burada yasayan insanlarin gelir düzeyleri belli… Daha müreffeh! Hem de asgari ücretle! Açlik siniri: 950 TL Yoksulluk siniri: 3 bin TL Çalisabilir nüfusun yarisi asgari ücretle çalisiyorken!
Bu da bir temenni! Ayni Fikri Akyüz'ün babasinin yaptigi evin yikilmasini isteyen kadin gibi. Müreffeh bir ortamda yasamayi kim istemez!
Acaba arka plan öylemi? Öyle degil! Gerçekler böyle anlatildigi gibi mi? Degil…
Bunu nereden anliyoruz?
1-Simdiye kadar yasananlardan ortaya çikan sonuçlara bakiyoruz.
2-Basina karsi söylenen ile halka karsi söylenen tezatliklara, çeliskilere bakiyoruz.
3-Bu isin sefaf olmadigini, yapilan planlarin kamuoyu yani hak sahiplerinden habersiz yapildigini görüyoruz.
4-Afet yasasi ile ortaya çikacak magduriyete bakiyoruz…
Devam edelim…
Binayi yapan kim? Fikri Akyüz'ün babasi ve yardim eden kendisi…
Binanin yapilmasina göz yuman kim? Resmi görevli ve yetkililer…(O zamanki belediye, idare v.s)
Türkiye'nin Kentsel Dönüsümde yikilan ilk bina hangisi? Babasinin yaptigi bina…
Bina niçin yikiliyor? Türkiye'nin, Esenler'in en çürük, en riskli binasi ve kaçak oldugu için…
Binayi yikan kim? Basbakan…
Yikilmasini en çok isteyecek olan kim? Güvenli, nitelikli bir evde oturma özlemi duyan vatandas.
Yeni binalarda kim oturacak? Parayi veren!(En az 300 ila 450 Bin TL)
Hak sahibi mi? Hayir!
Yazida Fikri Akyüz ne anlatmaya çalisiyor? Anlamaya çalisiyoruz ama o sadece suçluyor! Fikri Akyüz hiçbir seye deginmemis. Burada oturan garibanlar, yoksullar hakkinda tek bir söz söylememis. AKP'ye en çok oy veren yoksullar hakkinda bir sey söylememis.
Daha müreffeh yasayacagini öngörmüs! Bugüne kadar oldu mu? Olmadi!
Belki sözünü ileride söyler diye devam ediyorsunuz, ama ileride sürpriz var. Insan nasil odun olur! Onu yazmis. Yine bir suçlama var!
Buradaki halkin nasil bir sonla yüzyüze olduklari konusunda tek bir laf etmemis.
Sanirim Fikri Akyüz için binalar insandan daha çok önem tasiyor. Içinde kimin oturduklari önemli degil.
'Beni okutmak için de "paralaniyordu". Parasi yoktu ama sürekli paralaniyordu!
Insaat bitecek, parayi alacak ve ben ortaokula gicir gicir defter ve kitaplar alarak gidecektim. Simdi olsa insaat bitmis bitmemis, babam parayi almis alamamis, hiç önemli degildi… Zira kitaplari devlet, defterleri ise Esenler Belediyesi verecekti.'
Babasinin yoksullugunun hiç önemi yok! Defterler, kitaplar verildi mi her sey halloluyor! Aç mideyle, feri kalmamis gözlerle o kitaplari okuyacak, gücü tükenmis ellerle defterlere yazmak nasil bir sey bu önemli degil.
Güçlüden yana olmak hiçbir zaman sorun olmuyor.
Bakis açisi bu olunca garibanlarin, yoksullarin kaderi onu hiç ilgilendirmiyor. Daha müreffeh olacaklarina, bu yeni yapilacak binalarda oturacaklarina inaniyor, inandirmak istiyor!
Bu çürük binalar yikilip yerine yeni, rezidans tarzi binalar çökertilmesi önemli. Büyük paralar dönüyor… Bizce de bina önemli… Ama aramizda bir fark var. Bu binalarda kim oturacak? Parasi çok olanlar! Burada hak sahibi olanlar degil. Bu hak sahiplerine ne olacak? Sehir disina… Yani görüntü kurtarilacak! Halinin altina süpürülecek! Bu insanlarin kaderi degisecek mi? Hayir, degismeyecek! Onlar yine ayni kaçak, çürük binalara mahkûm kalacaklar… Çünkü gelirleriyle borç ödeyemeyecekler, satacaklar, bu konutlarin giderlerini bile karsilayamayacaklar, yasam standartlari buna izin vermeyecek. Bunlar sosyal konutlar olmayacak!
Çok katli yapilar tecridi getirmekte, paylasim kültürüne ters ve komsuluk iliskilerinin gelismesine engel bir yabancilasma getirmektedir. Hele sosyal güvencenin olmadigi bir toplumda bu çok önemlidir. Yarin sabah issiz olmayacaginizin hiçbir garantisi yoktur.
Biz insan odakliyiz, bina ve rant odakli degil. Insanin insanca yasayacagi, onlarin gelir düzeyine uygun, güvenli, yasanabilir, çevre donatilari olan, yasam alanlari içeren, dünyada da bu yaklasimin örnegi olan, burada oturanlarin öncelikle hak sahiplerinin, yoksullarin, dar gelirlilerin oturacagi sosyal konutlardan yanayiz. Onlarin yasamlarinin iyilestirilmesi demek kentin yasam standardinin yükseltilmesi olacaktir. Suç orani düsecektir.
Elestirince bizi; sanki ülkenin gelismesine engel oluyormus, yapilan iyi islere karsi çikiyormus, gibi ikide bir ellerindeki genis medya araçlari ile suçlayanlar aslinda iyi biliyorlar ki bu ülkenin geri kalmisligina, buna sebep olanlara, bagimlilik iliskileri ve bunun ülkemiz için yarattigi kötü sonuçlara, sürüklendigi yerlere karsi çikan bir anlayisi savunuyoruz.
Tekrar konumuza dönelim ve sonuçlandiralim.
Yazarin fikri yetersizlik içinde oldugunu düsünmüyorum.
Insan nasil odun olur?
Yazinin basinda baskalarinin mahalleliyi 'bidon kafali' olarak tanimladigini söylerken kendisi de ayni kulvarda baskalarini ayni toptancilikla 'odun kafali' olmakla suçluyor!
'Merakimi mucip soru su: Mademki agaç odun haline, odun da defter-kitap haline geliyor…Peki bu kitaplari okuyan bazilari "odun" haline nasil geliyor?! Böyle bir Geri DönüsümTesisi varmidir, varsa Esenler'de var midir?'
Hemen yanitlayalim.
Var, sizi bekliyor. Sizin de bir katkiniz olsun!
Biz buraya çok atik gönderdik.
O defterler bizim!
Bence de Fikri Akyüz dogru söylemis. Hak veriyorum, katiliyorum. Yalniz kitaplar genellestirince farki göremiyorsunuz. Bunu atlamis olsa gerek. Kitaplar ikiye ayrilir. Gerçekleri yazanlar ve gerçekleri çarpitanlar, yalan yazanlar… Kanimca ikinci tür, gerçekleri çarpitanlar,yalan yazan kitaplari okuyanlar odun haline geliyor. Tas kafa haline geliyorlar. Bunlar kitap okumayanlardan daha tehlikeli hale geliyorlar.
Iste Fikri Akyüz'ün vefa borcu…
28.10.2012