Menü Gazete Esenler
Tarih: 01.04.2013 00:00
Nasil Aldatilirsiniz

Nasil Aldatilirsiniz

Facebook Twitter Linked-in

 

Ulasimda minibüs ve otobüsü kullananlar genellikle dar gelirli insanlar. Bugün hangi toplu tasima aracina binerseniz binin basiniza bir hirsizlik olayi gelmediyse bu gelmeyecegi anlamina gelmez. Bu bir bakima yazgi gibidir.

 

 

`Benim basima gelmez` demeyin. Bunu diyenler de saskin saskin basina gelenleri anlatiyorlar.

 

 

Çünkü siz hiç bir zaman bir hirsizdan daha becerikli, daha yetenekli, daha uyanik,daha zeki,

 

 

daha seytani planlar kurgulayamazsiniz. Çünkü...Çünkü bu sizin isiniz degil. Bu is sizin mesleginiz degil.

 

 

Bu halkin hassasiyetlerini, korkularini, zaaflarini,inançlarini bizden daha iyi biliyorlar. Insanlari kandirmanin bu kadar kolay oldugu bir ülke daha var mi, bilemiyorum. Cehalet diz boyu! Gerçeklere degil yalana inana, okumaya kitaba sirt çevirmis,kitabi suç delili olarak görmüs bir toplum! Ama konusurken ahkam kesen,mangalda kül birakmayan!…

 

 

 

 

 

Cehalet birilerine para kazandiriyor,birilerine  kaybettiriyor. 

 

 

Hukuku önce degil ama magdur oldugu zaman aklina getiren,belgelere itibar etmeyen,isini sadece güvene dayali olarak yürüten…Gerisini siz doldurun.

 

 

 

 

 

Geçenlerde bir kuyumcu tanidigim anlatti. Onun da tanidigi kendini dolandiran biri varmis.

 

 

Gayet düzgün giyinen, akici konusan ve rahat yasayan biriymis. Ona 2 kilo altin vermis…Altini senetle!

 

 

Senedin günü gelince `Allah bana,ben de sana` diyerek isin içinden siyrilmis.

 

 

Artik kuyumcu bikip usaninca senede bir kibrit çakip yakmis ve o günden sonra rahat bir uyku çekmis.

 

 

Iste o dolandiriciyi bir sokak kitapçisindan kitap alirken görüp sormus.

 

 

-Sen kitap okur muydun yahu?

 

 

-Ne sandin! Ben sizin gibileri dolandirmayi nereden ögreniyorum! Demis açik sözlülükle, piskinlikle. Bizimki saskin,agzi bir karis açik kalmis.

 

 

 

 

 

Anlayacaginiz hirsizlar,dolandiricilar derslerine iyi çalisiyorlar. Hirsizlar  modern ve teknolojik bakimdan da donanimli olmalarinin yaninda,örgütlü,organize bir sekilde çalisiyorlar. Hasilat paylasim esasina göre çalisiyorlar.  Rüsvet veriyorlar, isbirligi yapiyorlar. Yaptiklari illüzyonistlere, sanatçilara,tiyatroculara tas çikartiyorlar. Para tutmuyorlar, ayni gün eze eze, kendilerine ait mekanlarda hovardaca harciyorlar.

 

 

Kisaca siz uykuda iken onlar uyaniktirlar.

 

 

 

 

 

Sabah uyku mahmurlugu, aksam is yorgunlugu...

 

 

Otobüslerde her gün bir hir gür,kavga gürültü eksik olmuyor. Nedeni insanca bir toplu tasima uygulamasi olmamasindandir.

 

 

Hayvan yerine konan insanlar,ahira dolusur gibi,birbirlerinin agiz kokusunu çeke çeke,yari baygin bir sekilde yolculuk yaparlar.

 

 

Bu durumdan dolayi herkes birbirini suçlar. Asil suçlu gizli kalir. Otobüslere sabah ve aksam önden binmek mümkün olmaz.

 

 

Bu ortam hirsizlar için bulunmaz bir firsat yaratir.

 

 

Orta ve arka kapidan binenler akbil göndermekte gönülsüz davranirlar.

 

 

Bu sefer soför avaz avaz bagirir. `Arkadan binenler akbil göndersin!` Akbilinde 100-150 TL olanlar gönderdiklerinde ya degistirilmis ya da geri dönmemistir.

 

 

Hirsizlar ikna edici usluplari,müthis bir teatral yetenekleri,insanlari sasirtan zekice planlari,bilgi birikim ve tecrübeleriyle paranin kokusunu çok çabuk alabiliyor, hedeflerine örgütlü bir sekilde kilitleniyorlar ve çok az basarisizliga ugrayabiliyorlar.

 

 

 

 

 

Insanlar isinden evine yolculuk yapana kadar bir çok soyulma olayina maruz kaliyorlar. Otobüste akbilleri,cüzdanlari çaliniyor, degerli esyalari hatta  hayatlari çaliniyor...

 

 

Bakkalda, kasapta, camide önüne bir kumbara çikar... ve dükkan dükkan dolasan makbuzlu... Bunlar vatandasin bütçesinde görünmeyen gider kalemi, hesapta olmayan harcamalardir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazen gönüllü olarak soyuluyorlar. Bir arkadasim anlatti.

 

 

Bir minibüste kalabalik yolcu oldugu bir saatte genç biri, cebinden telefonunu çikarir ve yüksek sesle konusmaya baslar.

 

 

-Karim hastanede can derdinde ben hastaneye gidemiyorum. Param yok! Açim! Çaresizim! Kimseye bir sey söyleyemiyorum,derdimi anlatamiyorum. Tutunacak bir dalim yok! Yol param yok ki abime gidip para isteyeyim. Biktim bu hayattan! Ne yapacagim simdi! Gidip kendimi bir yerden atacagim. Bu çekilecek dert degil. Hayat mi bu be! Öldügümü duyarsan hiç sasma! Yok yok! Teselli etmeye kalkma!Tesellisi yok bu isin! Paran yoksa adam degilsin iste. Bu dünya böyle.

 

 

 

 

 

Telefon konusmasi bittiginde herkes elini cebine atar. Yaklasik 200 TL para toplanir,hatta bir kadin küçük altin çikarip verir.

 

 

Bu durum bir baska yolcunun dikkatini çeker ve bu sahsin numara yapmis olabilecegini söyler.

 

-Biz verdik. Gerisi Allaha kalmis!

Korku yayma! Senaryo saglam! Vatandas neden korkar çekinir biliyorlar!

Korku ve panik, sogukkanliligi kaybettirdigi için düsünmeyi, çözüm yollari bulunmayi önlüyor. Bu çogunlukla bir amaca yönelik  olarak, olayi yönetme isini üstlenenler tarafindan  yapilabilir.

Neden bu kadar saflikla bu senaryolara inaniliyor derseniz,kanimca insanlari aptallastiran bir egitim sisteminden kaynaklaniyor olmali,diye düsünüyorum. Bu nedenle söylenen her seye inanan bir insan kitlesi ortaya çikiyor. Daha aci olan da sudur; gerçekle yalanin nerede baslayip nerede bittiginin belirsizlesmesi, yalanin daha rafine olarak gerçegi maskeleyerek yasamimiza nüfuz etmesidir.

-Hesap yada bilgi ellerine geçtiyse ne olacak? Siz geri mi alacaksiniz?

En azindan bunu sormak gerekmez mi? Hesap bankanin sorumlulugunda,bilgi de devletin…

Belki vatandasta hakli! Bu ülkede insanlarin basina durduk yerde öyle isler geliyor ki kendisi de haksiz bir uygulamanin kurbani olmamak için basiretini, sogukkanliligini bir anda yitirip telasa düsüyor.


-Ben Cumhuriyet savcisiyim!Polisim,komserim,emniyet amiriyim! Bilgileriniz PKK'nin eline geçmis. Banka hesap bilgileriniz PKK'nin eline geçmis! Basiniz belaya girmeden sizi kurtarabilirim. Kimseye haber vermeyin.Ekipler bu is için çalisiyor. Su hesaba bu kadar para yatirin. Telefonunuzu sakin kapamayin!

 

Bir tanidik anlatti. Hikaye uzun. Tam bir kabus yasamislar. 150 bin TL parayi bankadan çekip adrese götürmek üzere iken uyanik taksicinin polise bildirmesiyle olay yarida kalmis. Öyle organizeler ki;bu isi yapanlarin Urfa'nin bir köyünde 200 kisilik bir grup tarafindan yapildigi,bir kisminin içeri alinip serbest birakildigi,bu isi yapanlarin içinde,polislikten atilmis,emekli polis,amir memur grubunun oldugu da söyleniyor,bunlar saatlerce telefonu açik tutturarak baskalarinin kendilerine ulasmasini engelliyor,çogunlukla amaçlarina ulasiyorlar.

 

Yukarida içerigi asagi yukari böyle olan bir telefon geldiginde hemen hemen her meslekten; kentlisi köylüsü,mimari mühendisi,ögretmeni isçisi, insanin inanarak telasla bankanin yolunu tuttugunu biliyor, duyuyor, görüyoruz.

Insanlar böyle numaralara neden inanir?

Korku,panik insanin aklini basindan aliyor,hemen basireti baglaniyor. Yasa diliyle insanin sevk ve idaresi kolaylasiyor.

Peki korkunun kaynagi ne?

Insan okuma ile cehaletini gideremiyor demek? Bir polisin yada savcinin bizzat kendilerini aramayacaklarini bilmiyorlar. Niye bilsinler ki? Niye buna kafa yorsunlar ki? Dizi filmleri seyretmek varken…Beyinleri uyusmus; sormak,sorgulamak,isin aslini ögrenmek,birilerine danismak  gibi becerileri körelmis!...

Korkunun kaynagi; para,devlet ve PKK…Bu 3 sihirli sözcük…PKK ile suçlanmak! Devletin eline düsmemek yada devleti karsisina almamak! Belki buna eklenecek baska seçenekler de vardir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —