İnsan doğası gereği yalnızlığa değil, bağ kurmaya meyillidir. Aidiyet kişinin kendisini bir yere, topluluğa ya da insana bağlı ve ait hissetmesi anlamına gelir. TDK’ye göre aidiyet “bir şeye ilişkin, bir şey ile ilgili olma” şeklinde tanımlanır. Dilimize Arapçadan geçmiş olan bu kavram, “ait olma, ilişkin olma” demektir.
Kişinin genel olarak yaşadığı döneme ve çağa karşı da aidiyet duygusu geliştirmesi önemlidir. Aksi halde mutlu bir yaşam sürmesi zor olacaktır. Bu durum, kişinin kendini yalnız hissetmesine ve yaşadığı topluma yabancılaşmasına yol açabilir.
Aidiyet kuramamak psikolojik bir rahatsızlıktır, buna uyum bozukluğu da denir. Burada bir psikoloğun bize hastalardan çok hasta edilenler geliyor ifadesi aklıma geldi!
Bağlılık ve aidiyet hissi, insan psikolojisi üzerinde derin etkilere sahip olan önemli duygusal deneyimlerdir. İnsanlar, bir gruba, bir topluluğa veya bir ilişkiye ait olduklarını hissetme ihtiyacı duyarlar. Aidiyet hissi, sosyal kimliğimizin ve özgünlüğümüzün bir parçası olmanın bir göstergesi olarak değerlidir. Aidiyet kimlik inşasında çok önemlidir.
Aidiyet duygusu; özsaygı ve kendine güvenin artmasına sebeptir, duygusal destektir, kendine güvenin artmasına vesiledir, motivasyon ve performansın artmasına sebep olur, insanın duygusal olarak iyi olmasını sağlar, kendini gerçekleştirme ve iç yolculuğunda rehberlik eder, bunların hepsi dayanıklılık sağlar ve stresle başa çıkmaya yardımcı olur.
Esenlerli olmak, hemşeri olmak, Türkiyeli olmak, Türk vatandaşı olmak hepsi bir aidiyetin ve kimliğin parçasıdır.
Aile büyükleri, eğitmenler, belde ve ülke yöneticileri aidiyet oluşturmakla görevlidir!
Esenlerin eskileri ilçe içinde bir yerden bir yere giderken eskiden tanıdık en az 15-20 kişi olurdu şimdi bu 2-3 düştü demesi üzerine bu konuyu yazma ihtiyacı duydum. Bu buraya ait olma duygusunun azalmasına işaret ediyor.
Ülke insanı için “ya sev ya terk et” diyen anlayış, doktorlar için “varsın gidiyorlarsagitsinler” diyen anlayış, sözde kentsel dönüşümde konutu ev olmaktan öte ticari metaya çeviren “ödeyemezse satsın gitsin” diyen anlayış aidiyet kurmaya yardımcı olabilir mi?
Ya sev ya terk et diyen anlayışta asker kaçakları olması, varsın gitsinler diyen anlayışın çocuklarını yurtdışında okutması, satsın gitsin diyen anlayışın milletin malı üzerinden daireler sahibi olması kendi söylediklerine aidiyet duygusu taşımayıp, hitabet müsveddesi olan, pragmatik ve dogmatiklik arasında zikzaklar çizenler olduğunu görüyoruz.
Aidiyet kurmaya yardımcı olan insanın herşeyden önce, kendine aidiyeti olması lazım. Dün öpek dediğine bugün köpek diyen, doğru söylemeyen, yapmadığını söyleyip duran, haram kazanç ile midesini dolduran kafa aidiyet kurmaya yardımcı olmaz. Onlar olan aidiyet duygusunu törpüler sadece.
Film ve diziler ile yalan yanlış menkıbeler ile aidiyet kurdurmaya çalışanlar, algı yapacağım diye duyguları kabartıp coşturanlar da aidiyet duygusunun gizli düşmanlarıdır. Başkası olma derindekilerin kendi olamayacakları aşikardır.
Haramda zevk arayıp yanlış ilişikler ile bir yerlerle aidiyet kurmak isteyenler er veya geç ait oldukları yere ulaşıyor. Haram para ile aidiyet kuranlar da paranın uşağı olup insanlar ile sahte ilişkiler yaşayıp gidiyor.