Bugün, 15 Aralık 2025 Pazartesi

Ancak bu kadar yazilir!

Ancak bu kadar yazilir!

Günün en çok konusulan sosyal medyada en çok paylasilan köse yazini Ahmet Hakan`dan geldi.

Ancak bu kadar yazilir!

Günün en çok konusulan sosyal medyada en çok paylasilan köse yazini Ahmet Hakan`dan geldi.

Hürriyet gazetesi yazari Ahmet Hakan`in Taksim Gezi Parki`nda yasananlarla ve Basbakan Erdogan`in tutumuyla ilgili kaleme aldigi yazisi bugün sosyal medyanin en çok paylasilan yazisi oldu.

Iste Ahmet Hakan`in o yazisi:

Kimse anlatamiyor bari ben anlatayim
Merak buyurma “usta”, rahat ol. Böyle muhalefet partileri oldugu müddetçe sittin sene de geçse, sandikta yine sen çikarsin.

Sorun yok:
Ihaleleri yine sen vereceksin. Köprüleri yine sen yapacaksin. Meydanlari yine sen tanzim edeceksin. Yasalari yine sen çikaracaksin. Essiz mimari bilginle anitlari yine sen dikeceksin. Milletvekillerini yine sen seçeceksin. Medyayi yine sen yönlendireceksin. Isadamlarini arayip yine sen hesap soracaksin. Kararlari yine sen vereceksin.
Önce bir rahat ol ve derin bir nefes al.

Bu “mesele”, öylesi bir “mesele” degil “usta”.
“Koltuk kapmaca” oynanmiyor burada...

Sen bakma sana “yandas” yazilan yazarlarin yazip çizdiklerine...

Sen bakma cesaret edip sana gerçekleri söyleyemeyen danismanlarina...

Sen bakma sana hep “En iyisini siz bilirsiniz efendimiz” demekten baska bir sey demeyen dostlarina..

Onlar gerçegi söylemiyorlar ya da söyleyemiyorlar.
“Gezi Parki” hareketi.

Seni sandikta deviremeyecegini anlayanlarin sokakta devirme hareketi degil.

Seni hazmedemeyenlerin hazimsizlik gösterme hareketi degil.

Karanlik sahsiyetlerin askeri tahrik edip elinden iktidari almaya çalisma hareketi degil.

Senin yasam tarzina karsi baslatilan bir hareket degil.

Senin inancina karsi yürütülen bir hareket degil.

Bu hareket.
Öyle zannedildigi gibi acayip karmasik, çözülmesi çok zor, karanlik odakli, hileli, desiseli, kökü disarida, CHP’li, IP’li, empati yoksunu bir hareket de degil.
Çok basit bir hareket bu...
Çok yalin, çok anlasilir, çok net, çok seffaf, çok çocuksu, çok naif, çok hesapsiz, çok gelisigüzel bir hareket.

“Usta”... Sokaklara çikan o çocuklar var ya o çocuklar... Sana sunlari söylüyorlar:

Beni rahat birak.

Parkta nasil oturacagimla, metroda nasil davranacagimla, nasil yasayacagimla, nasil konusacagimla, nasil giyinecegimle, nasil düsünecegimle, nasil yiyip içecegimle ilgili saygili ya da saygisiz fikir beyan etme.

Beni azarlama... Üst perdeden konusma...

Sen bizim babamiz degilsin... Bize babalik raconu kesme.

Tut ki babamizsin... Iki çocuguna bile sözünü geçiremeyen aile babalari ortadayken, sen 75 milyon çocuga nasil söz geçireceksin?

Biz nasil senin yasam tarzina saygi gösteriyorsak, sen de bizim yasam tarzimiza saygi göster.

Ilk dönemler belirli sinirlar içinde kabul edilen, hatta bazen hos karsilanan “Kasimpasali/delikanli” üslubun, artik “Kasimpasali/delikanli” üslubu olmaktan çikti... Çünkü bu üslubu artik kendi hakli davani savunmak için degil, hak arayanlari rencide etmek için kullaniyorsun.

Bin türlü anlayisi, bin türlü inanisi, bin türlü kiyafet tarzini, bin türlü eglence biçimini, bin türlü ahlak telakkisini, bin türlü tarih algisini, bin türlü rengi, bin türlü çiçegi tek bir potada eritemezsin. Bunu herkes istese bile yapamazsin... Teknik olarak yapamazsin... Vazgeç.

Sevdiklerime saygi göster.

“Ayyas” deme, “alkolik” deme, “çapulcu” deme, “Bunlar ideolojik” deme.

Bir kisi, tek bir kisi hem mimari dehasi, hem ahlak filozofu, hem meydan düzenlemecisi, hem Ortadogu fatihi, hem gündem degistirme sampiyonu, hem tip doktoru, hem sosyal mühendislik gurusu, hem din âlimi, hem tarih bilgini, hem bagimlilik uzmani, hem 75 milyonun yasam koçu, hem de televizyon elestirmeni olamaz... Olmaya kalkarsa bir yerde ariza çikar. Vazgeç bu sevdadan.

Sana artik ancak Reuters muhabiri seni kizdirabilecek soruyu sorabiliyor... Medyayi baski altina almaya çalisma... Birak medya özgürce görevini yapsin.

“Ben karar verdim, olacak” deme... Sandikta aldigin tüm oylari, sana bes yil boyunca aklina eseni yapman için verilmis genel bir vize olarak degerlendirme...

Inat etme, müzakere et... Nefret ettirme, sevdir... Cephelestirme, kaynastir... Dedigim dedik deme, esnemesini bil... Sadece sana oy verenlerin basbakani olma, oy vermeyenlerin de basbakani ol...

Bize gaz sikma... Bize gaz siktirma...

Tertemiz bir öykü

GELIN hatirlayalim:

BIRINCI GÜN: Öyle yalnizdilar, öyle azdilar, öyle desteksizdiler, öyle umutsuzluk içindeydiler ki Gezi Parki’nda... Dozerlere karsi hiçbir sey yapamayacak gibi duruyorlardi. Sirri Süreyya’nin dokunulmazligi da olmasa dozerler ezip geçeceklerdi.

IKINCI GÜN: Gece boyu orada kaldilar... Sabaha karsi en savunmasiz olduklari anda hilal hareketiyle daldi polis Gezi Parki’na... Gazlar, çadir yakmalar, hoyratça uzaklastirma çabalari falan...

ÜÇÜNCÜ GÜN: Yine safak baskini... 1 Mayis’i halletmis, Emek’te ödün vermemis bir anlayis Gezi Parki’nda mi yenilecekti? Var gücüyle geldi üstlerine polis... Gaza bogdu ortaligi... Kuslar bile kaçti... Çevreledi parki polis... Zafer onlarindi.

DÖRDÜNCÜ GÜN: Üçüncü gün bu zalimlik, orada olmayanlarin vicdanlarini öyle bir rahatsiz etti ki biber gazi korkusu, polis korkusu falan bir tarafa birakildi... Korku duvari asildi... Herkes Gezi’ye kostu... Kimseyi tutmak mümkün olmadi...

BESINCI GÜN: Gezi Parki’na girmeyi bile yasaklayanlar, birakin Gezi Parki’ni, “dokunulmaz” kildiklari Taksim’i bile açmak zorunda kaldilar...
Sonrasini biliyorsunuz zaten...
Polis çekilince senlik basladi.

Tertemiz bir öyküdür bu...
Öyle temizdir ki...
Vandallarin, lümpenlerin, saldirganlarin, yakip yikanlarin, kaostan yararlanip provokasyon çikarmak isteyenlerin, “Keske birkaç kisi ölse” diyen sapiklarin, olaylari saptirmaya çalisanlarin, durumdan yararlanip öyküyü kendinin kilmak isteyenlerin kirletemeyecekleri kadar temizdir.

Zor tutulan yüzde 50’ye dair

EVDE zor tutulan yüzde 50 ile sokaga çikan yüzde 50 arasinda hiçbir irtibat kalmadi mi?

Evde zor tutulan yüzde 50 ile sokaga çikan yüzde 50 arasinda kiz alip vermeler, akrabaliklar, komsuluklar falan da mi yok?

Bir kardesten biri sokaga çikan yüzde 50’den, öbür kardes evde zor oturan yüzde 50’den degil mi? Yok mu böyle bir sey? Kürt sorununu “Kardes kavgasina son veriyoruz” diyerek kararlilikla çözmeye çalisan irade, yeni kardes kavgasi tehdidiyle mi is görecek?

Evde zor tutulan yüzde 50, azicik serbest birakilip sokaklara çikinca ne diyecek? “Daha fazla gaz siktir basbakanim, daha fazla faz siktir” mi diyecek? Evde zor tutulan yüzde 50’nin bu denli vicdansizlastigi mi varsayiliyor?

Basbakan evde zor tutulan yüzde 50’nin basbakani da, sokaga çikan yüzde 50’nin basbakani degil mi?

Evde oturan yüzde 50 niye zor tutuluyormus? Sokaga çikan yüzde elli, evde oturan yüzde 50’nin yasam tarzina, inancina, giyimine falan mi itiraz ediyor?

Yüzde 50’ler hep çantada keklik olarak mi görülüyor? Sen ne yaparsan yap yüzde 50 hep itiraz edecek, sen ne yaparsan yap yüzde 50 hep arkanda duracak... Bu mudur yani? Hiç mi geçiskenlik yok? O yüzde 50’den bu yüzde 50’ye, bu yüzde 50’den o yüzde 50’ye kayilamiyor mu?

Sokaga talepler için çikilmaz mi? Yüzde 50 talepler için sokaga çikiyor... Peki evde oturan yüzde 50 hangi taleplerle çikacak sokaga? Ne yani? “Öbür yüzde 50 talepleri için sokaga çikmasin” diye mi sokaga çikacak?

Evde oturan yüzde 50 de sokaga çikan yüzde 50 de feraset sahibidir, ariza çikarmaz, birbirleriyle çatismaz ama yüzde 50’si adina konusan maalesef ayni ferasette degil.

Bir toplumsal hareket karsisinda sosyolojiyi devreye sokmak yerine yüzdelik hesaplari devreye sokmak da neyin nesi?

Ne is?

EGER izi tozu kalmamis tarihi yapilarin yeniden ihyasi gerekiyorsa basta Vatan Caddesi’ni genisletmek amaciyla Menderes’in yiktirdigi sayisiz tarihi cami olmak üzere yikilan bütün tarihi camilerin ihyasi gerekmiyor mu? Kislayi ihya etmeye çalisanlar, neden tarihi camileri ihya etmeyi akillarindan bile geçirmiyorlar? Ille de isin ucunda rezidans, otel ya da AVM mi olmali?
Ne is?

Her seyi anlatan bir sey

ÇOK ama çok önemli bir detay...
Basbakan Erdogan söyle dedi:
“CHP’liler Kadiköy’de miting yapacaklardi, sonradan vazgeçip Besiktas’ta toplanmaya karar verdiler. Dedim, birakin bakalim yürüsünler, kontrol altinda götürün yürüsünler, ne diyecekler bir görelim”.

Soruyorum:
Eger Kadiköy’deki mitingi birakip Besiktas’ta toplanmak yasal ve hukuka uygun bir haksa, yetkililer bu hakki verip vermemeyi Basbakan’a neden soruyorlar?

Eger Kadiköy’deki mitingi birakip Besiktas’ta toplanmak yasal ve hukuka uygun bir hak degilse Basbakan bu gayrimesru harekete neye dayanarak izin veriyor?

 



  • Pazartesi 11.5 ° / 7.9 ° false
  • Salı 12.7 ° / 7.6 ° Güneşli
  • Çarşamba 12.8 ° / 8.6 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı