Bu sene Newroz kutlamalarina hükümetin ‘yasak genelgesi’ nedeniyle yasanan olaylar, polisin sert müdahalesine ragmen yüzbinlerce kisinin alanlari doldurmasi ve bir polisin DTK Es Baskani Ahmet Türk’e attigi yumruk damgasini vurdu. Batman’da polis saldirisina ugrayan Ahmet Türk, devletin bu Newroz’da Kürtlere ‘gücünü tekrar göstermek istedigini’ belirterek, yasananlarin gelecege dair kendisinin bile umudunu kirdigini söyledi
6 dönem milletvekilligi yapan ve Kürtlerin, önemli siyasi aktörlerden biri olarak benimsedigi 70 yasindaki Türk, Newroz’da yasananlari, kendisine yönelik saldiriyi ve hükümetin Kürt sorununa iliskin tutumunu, bunun doguracagi sonuçlari gazetemize degerlendirdi. Kendisine atilan yumruk için, “Bu saldiri barisadir” diyen Türk, “Ben gelecege umutla bakan bir insanim. Ama benim bile umudum kalmiyor. AKP’nin zihniyeti kökten degismedikçe ilerleme olmayacak” dedi.
Öncelikle geçmis olsun. Batman’da size yönelik saldiriyla baslayalim. Daha önce de Samsun’da saldiriya ugramistiniz. Bu saldiriyi nasil degerlendiriyorsunuz?
Tesekkür ederim. Halkimiz biliyor, devlet biliyor, bizi yumruklayan polisler de biliyor ki; ben sorunlarin hep barisçil yöntemlerle tartisilip çözülebilecegine inanan bir insanim. Olabildigince halkimin hakkini, hukukunu sonuna kadar savunurum. Demokratik yöntemlerin esas alinmasinda israr eden bir insanim. Ben Türkiye’nin daha fazla karistirilmak istenmesinden dolayi hedef seçildim. Saldiri barisadir. Kamuoyuna verilen mesaj nettir. 70 yasindaki birine saldirmak; onun temsil ettigi siyasete, anlayisa saldirmaktir. Bunu siddetten beslenen kesimlerin tezgahi olarak görmek gerekir.
Newroz’da yasananlari nasil degerlendiriyorsunuz? Ortaya çikan tablo ne anlatiyor?
Bu Newroz farkli bir Newroz’du. Geçmiste Newroz yine bir bayram, bir özgürlük günü olarak kutlaniyordu. Ama bu Newroz devletin yasakçi zihniyetine karsi herkesin ‘ben mücadelemin, halkimin yanindayim’ mesaji verdigi bir Newroz oldu. Insanlar oralara müzik dinlemeye, oynamaya gelmedi, bu yanlis politikalarin karsisinda bir durus gösterdi. Farkli bir Newroz’du. Bir iki cümleyle tarif edersek; ‘Ben varim. Hakkimi istiyorum. Yasaklariniza ragmen alanlara çikacagim. Özgürlügümün arayisindayim, mücadelemin arkasindayim.’ Bu mesaji verdi Newroz. Bütün yasaklara ragmen direnmeyi esas alan bir durus gördük.
AKP’nin ‘yeni bir Kürt stratejisinden’ bahsediliyor son günlerde. Neler söylersiniz?
Sorunun barisçi bir temelde çözümünü temenni ediyoruz. Adalete, hukuka, esitlige dayanan bir dönem gelsin diyoruz. Ama kisisel olarak benim bir inancim kalmadi. AKP geçmisten beri çesitli stratejiler gündeme getiriyor. Kürtleri oyalayarak, bölmeye çalisarak kendini yasatmaya çalisiyor. Keske bu sorunlari çözebilme becerisini, aklini ortaya koyabilseler. Dedigim gibi geçmiste en fazla umutlu olan insanlardan biri bendim. Ama artik benim bile bir umudum kalmis degil. AKP zihniyetini kökten degistirmedikçe bir ilerleme olmayacaktir. Artik ortada çocuk yok. Kürtler politize olmus bir halktir. Kürtler, Dünya ve Ortadogu siyasetini çok iyi izleyen bir halktir. Belki çok iyi Türkçe bilmiyoruz, ama gerçekten gelismeleri yakindan biliyoruz. Halkimiz kimin ne yapmak istedigini, ciddiyetini degerlendiriyor. Bu konuda kimse artik halki aldatamaz. Aldatmaya yönelik politikalar sadece gerginligi arttirir. Ama bir proje varsa bunu getirip Kürtlerle tartisacaksiniz. Kürt sorunu varsa bu sorun Kürtsüz çözülmez. Bu isin muhataplari devre disi birakilarak bir yere varilamaz. Kürtlerle ortaklastirilmadan, müzakere edilmeden bu sorun çözülmez. Gerçekten ciddi bir niyet varsa parlamentodayiz, parlamento disinda da kanaat önderleri, Kürt mücadelesi var. Oturup bunlarla konusmak gerek. Birilerini devre disi birakarak çözüm gelismez. Oturup açik açik ‘halklarin kardesligi için, Türkiye’nin gelecegi için neler yapabiliriz’ deriz. Hiçbir sinir getirmeden bir tartisma, olgunlasma dönemini getirmemiz lazim. Yani ciddiyet burada. Önünüze hedef koyacaksiniz, Kürtlere ‘ne istiyorsunuz’ diye soracaksaniz. ‘Bunlarin hayata geçirilmesi için ne yapabiliriz’ diyeceksiniz. Tabii biz herkesi de ikna etmek zorundayiz. Kürt’ü de Türk’ü de ikna etmek zorundayiz. Gerçekten ortak akli ortaya çikartmak için bu isi ciddiyetle ele almak zorundayiz. Bunun disindaki hiçbir strateji çözüm olmayacaktir. Benim görmek istedigim tablo bu. Ama sordunuz; bunlar yapilacak mi? Ben basinda da söyledim. Yani gerçekten umutla gelecege bakan bir insanim. Ama giderek umudumu kaybediyorum. (Diyarbakir/EVRENSEL)
DEVLET NEWROZ’DA KÜRTLERE GÜCÜNÜ BIR KEZ DAHA GÖSTERMEK ISTEDI
Devlet bu yil Newroz’daki tutumuyla ne yapmak istedi sizce? Neden bunu tercih etti?
92’leri, 93’leri yasadim. O dönemin uygulamalarindan farkli degildi. Bir kez daha Kürtlere devletin gücünü göstermeye çalistilar. ‘Bu ülkede kimse bir sey isteyemez. Bizim izin verdigimiz sey olur, izin vermedigimiz olmaz’ mesajiydi. 30 yildir bu yöntemleri, uygulamalari yasiyoruz, görüyoruz. Iste tüm sakatligin burada oldugunu anlatmaya çalisiyoruz. Ama yine de onlar eski yöntemlerde, eski politikada israrcilar. Bu geçmisteki politikalarin israridir. Türkiye’de iktidarin degismesi de çok önemli degil. Mantigin, aklin degismesi gerekiyor. Yani ‘Kürtler bir halktir, bu halk bizlerle beraber yasama karari vermistir, bu halkin haklari, hukuklari vardir noktasina’ geldiklerinde bu nokta çözülür. Ama ‘herkes Türk’tür, herkes de Türk halkinin hizmetindedir’ mantigiyla bakarsaniz, ne olursaniz olun yürütülen politikada bir degisiklik olmaz.
KÜRTLER TÜRKLER IÇIN DE ÖZGÜRLÜK ISTIYOR
Baskilarin, askeri ve siyasi operasyonlarin arttigi bir dönemdeyiz. Kürt halkinin talepleri israrla ‘bölücülük’ olarak lanse ediliyor. Kürt halki ne istiyor?
Kürtler baristan yana. Barisin gelismesi, ortaya çikmasi için herkes çabaliyor. Herkeste baris özlemi var. Ancak karsisinda bu çabaya yanit verecek bir anlayis yok. Bütün sikinti buradadir. Ne istiyor Kürtler? Anadilde egitim istiyor, kimliginin taninmasini istiyor, siyasi statüsünü istiyor. Günümüz dünyasinda birçok ülkede federasyonlar, özerklikler var. Bu Türkiye’yi küçültmez aksine büyütür. Bu Türk halkina karsi degildir. Tersine bu Türk halkinin da özgürlesmesini saglar. Ama Türkiye bir halkin mücadelesini görmezden geliyor. Tabii bugün dünyadaki güçler, emperyalist güçler Ortadogu’yu kontrol etmek için Türkiye’nin yaptiklarini mazur görüyorlar. Simdi Kürtlerin çektikleri ve mücadelesi Libya’daki, Suriye’deki, Misir’daki Araplardan az midir? Hayir, degil? Ama maalesef dünya isine gelen durumlarda sessiz kaliyor, menfaatine dokundugu zaman da demokrasi havarisi kesiliyor. Ama Kürtler artik mücadelesinden vazgeçecek bir halk degildir.
SILAHTA ISRAR EDERSENIZ HERKES ACI ÇEKER
Basbakan Erdogan, Cudi’de ve her yerde operasyonlarin devam edecegini söyledi. Önümüzdeki dönemi nasil görüyorsunuz?
Herkes nereye gidildigini ve nelerin gelistigini görebiliyor. Bunu açik açik söylemek gerekiyor. Biz daha fazla acinin yasanmamasi için ne olmasi gerektigini anlatmaya çalisiyoruz. Sonuçta silahta israr ederseniz, meseleyi operasyonlarla, baskiyla çözerim derseniz herkes için daha büyük acilar yasanir. Bunlarin yasanmamasi için biz israrla çözüm için demokratik siyasetin devreye girmesini istiyoruz. Görünen köy kilavuz istemiyor. Maalesef çözümsüzlük olacak. Hiç de istemedigimiz manzaralarla karsi karsiya kalabilecegimizi düsünüyorum.
‘VALI VE EMNIYET MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINMALI’
Newroz alanina gidebilmek için bindikleri otobüsün tarla içerisinden geçtigini, polis noktasinda 50 kadar polisin araca taslar ve gaz bombalariyla saldirdigini söyleyen Türk, “Otobüsün camlari üzerimize dökülmeye basladi. Gaz bombalarini otobüsün içine atiyorlardi, içeride duramazdik. Otobüsün disina çiktigimda resmi elbiseli bir polis bana yaklasir yaklasmaz sol gözüme ard arda 3 yumruk atti” dedi. Polisin gözü dönmüs bir sekilde saldirdigini söyleyen Türk, olayin açiga çikartilmasi için Batman valisi ve emniyet müdürünün görevden alinmasi gerektigini belirtti.