Bugün, 11 Mart 2026 Çarşamba

ÇIKAR SAVASLARINDA TARAF OLMAMALIYIZ

ÇIKAR SAVASLARINDA TARAF OLMAMALIYIZ

Basbakan RTE`nin 1994 yilindaki bir konusmasin da altini çizdigi cümlelerle baslamak istiyorum. Konusmasinda ?hirsizlik babadan ogula geçer, hiçbir zaman oguldan babaya geçmez.

ÇIKAR SAVASLARINDA TARAF OLMAMALIYIZ

Basbakan RTE’nin 1994 yilindaki bir konusmasin da altini çizdigi cümlelerle baslamak istiyorum. Konusmasinda “hirsizlik babadan ogula geçer, hiçbir zaman oguldan babaya geçmez. Devlet yönetiminde de en yukardan asagiya dogru geçer” diyor. Bu sözlere katilmamak imkansiz. Hirsizlik her ne kadarda ahlaki bir durum olsa da, kamu malini çalmak ise toplumda “devlet mali deniz, yemeyen keriz” sözleri ile devlet malini çalmak mesrulastirilmistir. Bu hakli sözler ile bugün ki yolsuzluk ve rüsvet tablosunu yan yana getirirsek herhangi bir yorum yapmamiza gerek olmaz.

17 Aralik yolsuzluk ve rüsvet sorusturmalari ile ortaliga dökülen yolsuzluk iddialari, boyutlari çok büyük olan pislik ve kirli islerin teshiri, topluma yutturulan yalanlari bosa çikarmistir. Mevcut durum akliselim herkes tarafindan bilinmesine karsin, biat toplumuna bu gerçegi izah etmek zor olacaktir. Buna ragmen hala bu hirsizlik ve yolsuzluklari gözleri ile görmelerine karsin ikna olmayan büyük bir “dindar ve kindar” kesim olacagi muhakkaktir.

Yolsuzluk ve hirsizlik konusunu incelemekten ziyade bu iki çikar savaslarinin taraflarindan (AKP-Cemaat) birine taraf olunmamasi gerektigine deginmek istiyorum. Demokrasinin kurumsallasmadigi kapitalist bir toplumda, yolsuzluk ve diger kirli islerin olmasi kaçinilmazdir. Sistemin kendisi zaten bu tür kirli islerin dönmesine çanak tutmaktadir. Ya da diger bir tanimlama ile, kapitalizm, sömürü düzeninin diger adidir. Sömürü düzeninde, soygun ve yolsuzluklar yasal kiliflara büründürülerek yapilir. Yapilan soygun ve gayrimesru isler paylasimda sorun yaratirsa kamuoyuna yolsuzluk olarak yansimaktadir.

Bu gün yasananlar ise içine din istismar ve sömürüsünün de katildigi “nurjuvazi” paylasim savasi olarak yasanmaktadir. Bu paylasim savasinin arkasinda elbette emperyal güçlerin baris sürecini provoke etme çabalarini da gözlemliyoruz. Bir yanda dinci kukla terör örgütlerinin finansörü Yasin El Kadi’nin 2. Sorusturma dosyasinda çok ciddi iddialari yer alirken, diger yanda ise, emperyal güçlerin (Gülenin bürokrasideki gücünün yargi üzerindeki etkisi üzerinden) AKP iktidarini amaçlari dogrultusunda kullanmalarini sürdürmek istiyor. Bu çatisma, hirsizliklarin, yolsuzluklarin ve kirli iliskilerin teshir edilmesi bakimindan iyi olmustur.

AKP’nin “paralel devlet” diye nitelendirdigi cemaat kesiminin ABD ile olan iliskileri gittikçe açiga çikarken, diger yandan AKP hükümetinin de ülkede yer alti ve yerüstü kaynaklarinin nasil tarumar edildigini, çok uluslu sirketlerle paylasarak nasil soyuldugunu gözler önüne sermektedir. Dün, kardes olanlarin bu gün ülkeyi getirdikleri bu durumdan yalnizca bir tarafi sorumlu tutmak dogru olamaz. Dün destek vererek iktidar yapan dis güçler bu gün artik ise yaramadigini düsünerek AKP iktidarini Zapsu’nun deyimi ile artik “süpürüyorlar”. Bu durum karsisinda yeni bir siyasal durumun geliseceginin sinyallerini de aliyoruz.

Kamuoyunda olusmaya baslayan CHP-Cemaat koalisyon algisi son derece tehlikeli bir seçenek olur. CHP böyle bir seçenegi tercih etmiyor ise, kamuoyunu tatmin edecek açiklamalar yapmalidir. Bu gün AKP’nin de itiraf etmis oldugu derin devlet daha güçlü sekilde yerlesecek demektir. Gelisen bu çikar savasi önemli bir firsattir. Demokrasi yanlilarina düsen, her iki emek düsmanlarini da teshir etmektir. Çözüm demokratik hukuk devletini tesis etmekten geçer. Cemaatin statükocu güçleri yanina almaya çalismasinin altindaki niyeti iyi okumak gerekir.

Balbay’i birakirken BDP’li lerin birakilmamalari için direnmeleri bunun ifadesidir. Dün, dügün-dernek birlikte iktidar olanlarin bu gün rant savaslarinda birbirlerine düsmelerinde bi taraf olmak degil, evrensel hukukun isledigi, demokratik hukuk devletinden yana olmak gerekir. Bu çikar savasinin sonunda herhangi bir tarafin galip gelmesi emek cephesi açisindan bir kazanç degildir. Esas olan, “nurjuvazi” ve “burjuvazinin” teshir olmasidir. Çözümün, sosyalizmde oldugu gösterilebilmelidir. Fazla lafa gerek yok, su veciz sözle de bitirelim; “köpeklerin dostlugu, aralarina kemik atilincaya kadardir”.

                                                                                    Ismail Çinar cinar-i@hotmail.com Ocak 14

 



  • Çarşamba 11.9 ° / 5.9 ° Güneşli
  • Perşembe 11.1 ° / 6.8 ° false
  • Cuma 11.6 ° / 5.9 ° Güneşli