*Toplumun büyük çogunlugu direnis esnasinda gerek hükümetin birincil agizlarindan, gerek devlet mekanizmasinin üst düzey yöneticileri tarafindan, gerekse de yillardir önemli bir misyon üstlenen yandas medya tarafindan sokakta birebir yasadiklari olaylar hakkinda üretilen sistematik yalanlara muhatap oldular, olduk. Bunun topluma kazandirdigi en önemli özellik akilci bir kuskuya sahip olmak oldu. Artik bu halkin genis kesimleri kendisi yerine karar veren ve bu kararlari çesitli yöntemlerle kendine dikte eden “yalansörlerin” yalanlarina inanmiyor.
Bundan bir kaç sene önce bu satirlar yaziliyor olsa, ne bu satirlarin yazari su an sahip oldugu öz güven ve umutla bu yaziyi kaleme alabilirdi, ne de siz okuyucularin önemli bir toplami için yazida bahsedilen olaylarin inandiriciligi su anki kadar yüksek olabilirdi. Aradan geçen seneler içerisinde köprünün altindan çok sular akti, Gezi direnisi ise köprüyü yikan bir sel islevi gördü. Gezi direnisi öncesinde zihinlerde ortaya çikan soru isaretleri, direnisle beraber yanitlarini bulabilme adina önemli bir mesafe katetti.
Toplumun büyük çogunlugu direnis esnasinda gerek hükümetin birincil agizlarindan, gerek devlet mekanizmasinin üst düzey yöneticileri tarafindan, gerekse de yillardir önemli bir misyon üstlenen yandas medya tarafindan sokakta birebir yasadiklari olaylar hakkinda üretilen sistematik yalanlara muhatap oldular, olduk. Bunun topluma kazandirdigi en önemli özellik akilci bir kuskuya sahip olmak oldu. Artik bu halkin genis kesimleri kendisi yerine karar veren ve bu kararlari çesitli yöntemlerle kendine dikte eden “yalansörlerin” yalanlarina inanmiyor.
Yalan imparatorlugu alt yapisi
Özellikle 1980 darbesinin ardindan Özalli yillarda türetilerek toplumun kanaat mekanizmalarinin köse baslarina oturtulan bu “yalansör” takimi, yillar geçtikçe toplumun tüm hücrelerine nüfuz etti. Nüfuz edilen toplam arasinda, toplumun muhalefet reflekslerini ayakta tutan, halka halk olma karakterini kazanmasi için alan açan sol/sosyalist cenah da yer aliyordu. Bu sizmaya karsi niceliksel olarak zayif ama nitelik olarak küçümsenemeyecek bir toplam ise kuskusuz bugün yeniden ortaya çikan sorgulama durumunun mimarlarindan.
2000`li yillara girdigimizde toplumun her noktasina nüfuz eden bu “sizma” Türkiye`ye saf bir liberal anlayisi zerk edememis dahi olsa, liberalizm ülkenin en sag unsurlarindan solun önemli bir kisimina kadar uzanan genis bir yelpaze içerisinde önemli bir düsünsel alan kazanmisti. Bu yillar içerisinde yükselen Avrupa Birligi(AB) tartismalari bunun en açik göstergelerinden birisiydi. O yillarda özellikle sol cenahtan AB sürecine destek verenlerde hakim olan zihniyet, Türkiye toplumunun kendi dinamikleriyle degisemeyecek kadar kör bir yapiya sahip oldugu ve emperyal hedeflerle de olsa AB`nin ülkeyi zorlayacagi demokratiklesme adimlariyla en azindan özgürlüklerin daha fazla hakim olacagi yönündeydi. Yani bu zihinsel yapi sadece olgulari anlamakta zorlanmakla kalmiyor, ayni zamanda yasadigi topraga dair güven de beslemiyordu.
Bu kosullar altinda iktidara gelen AKP hükümetinin sorgulanmasi gereken onlarca baslik varken ve aydinlanmaci zihnin, AKP`nin atacagi adimlarin Türkiye`yi bir ortaçag ülkesine dönüstürecegini söylerken yukarda anlattigim psikolojiye sahip olanlar AKP`nin vaatlerine umut baglayarak pesine düsmüstü. Bugün büyük çogunlugu bizimle güncel sorunlarda hem fikir. Bu güzel.
Operasyon basliyor
Ergenekon süreci iste bu düsünce sisteminin ülkede hakim oldugu günlerde yasanacak büyük dönüsüm için ciddi bir destek bulabildi. Alti yili askin bir süre önce baslayan Ergenekon davasinda artik karar sürecine gelindi. Bu süreç, dünya literatürüne giren özellikleri ve hukuk skandallariyla bir çok baslikta `dünyada tek` olmayi da hak etti. Aradan geçen yillar içerisinde toplumun dikkatini zaman zaman tamamen üzerine çekerken, kimi zaman da unutuldu gitti. Özellikle davanin ilk yillarinda toplumun önemli bir kesimi saydigimiz düsünsel egemenligin propagandasi altinda, süreci “darbe hazirliklari içerisindeki bir grup darbecinin” planladiklari eylemleri basaramadan, suç üstü yakalandigi kanaatine kapilmisti. Aradan geçen yillar bir yandan toplum nezdindeki bu kanaati ortadan kaldirirken, bir yandan da toplumsal hafizanin unutmaya malullügünden de faydalanarak davanin nasil basladigini, baslamadan önce yasanan gelismeleri ve dava süresince toplum kanaatinde degisime yol açan skandallari unutturdu. Ergenekon sürecini basindan beri titizlikle takip eden ben dahi, bu yaziyi yazmak için çalismaya basladigimda bir çok önemli gelismeyi tekrar fark ederek, yeniden saskinliga kapildim. Insan, insanligin binlerce yillik hukuksal birikimini bir anda ve aniden ortadan kaldiran, ayaklar altina alan bir dönüsüme her bakisinda sasirmadan edemiyor demek ki. Bu sürecin tek iyi yani da bu hukuksa mirasi yeniden ve yeniden sahiplenmek olsa gerek.
Ergenekon davasina bakarken, durumun bir davadan ziyade önemli bir sürecin kritik parçasi oldugunu anlayabilmek için davanin baslangicindan önceki kimi gelismeleri tekrar hatirlamanin önemli oldugunu düsünüyorum.
DINK KATLIAMI
2007 yili, ülke içindeki gerilimin bir hayli yükseldigi bir döneme tekabül ediyordu. 19 Ocak tarihinde gazeteci Hrant Dink, Agos Gazetesi`nin önünde katledildi. Katliamin ilk akla gelen failleri Türkiye`de “kaos ortami yaratarak darbe kosullari yaratmak isteyen ulusalcilar”di. Bu argüman herhangi bir sorgulamaya dahi gerek duyulmadan kabul gördü. Ülkede günlerce bu çizgiyi elestiren yürüyüsler, eylemler gerçeklestirildi. Bu dönemde yasanan katliami sahiplenen fasist ve irkçilar da bu algiyi kuvvetlendirdi. Oysa bir de sürece bir baska açidan elestiri getirenler bulunuyordu. Bunlar da bu hengame içerisinde “fasist, irkçi” ilan edilerek etkisizlestirildi. Oysa gelinen noktada ortaya çikan bilgilere bakildiginda tablo oldukça net bir sekilde önümüze serildi.
Hrant Dink`i vuran Ogün Samast`in azmettiricisi suçlamasiyla tutuklanan Erhan Tuncel polis muhbiridir. Diger azmettirici Yasin Hayal de Tuncel üzerinden polisin denetimindeki bir islamci-fasist eylemcidir. Bu iki isim, Türk-Islam sentezcisi Büyük Birlik Partisi`nin (BBP) gençlik örgütü Alperen Ocaklari`ndan devsirilmistir. Erhan Tuncel`i polise istihbarat elemani olarak alan kisi, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek`tir. Erhan Tuncel, bu hizmetleri karsiliginda Emniyet bütçesinden ücret almistir. Ramazan Akyürek`in, Emniyet içindeki Fethullahçi örgütlenmenin pilot kabininde bulunan isimlerden biri oldugu, artik herkesin bildigi bir sir durumundadir. AKP hükümeti tarafindan Ergenekon semalari olarak hazirlanmis olan ve bu semalarin Cemaat tarafindan hazirlandigini daha sonra da defalarca dile getiren Sabri Uzun görevden alinarak, Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Daire Baskani yapilmistir.
Cinayet polise 17 kez ihbar edilmis
Hrant Dink`in öldürülecegi Ramazan Akyürek`e ve diger polis birimlerine Erhan Tuncel tarafindan tam 17 kez ihbar edilmistir. Eylemi gerçeklestirecek kisilerin isimlerinin bile verildigi bu yogun ihbara karsin hiç önlem alinmamistir. Öyle ki, Ramazan Akyürek tarafindan "yüksek gizlilik derecesi" bulundugu gerekçesiyle mahkemeye gönderilmeyen bir istihbarat notunda, Samast`in cinayetten iki gün önce polis takibine alindigi ortaya çikmistir. Ve fakat her nasilsa ayni polis cinayeti önleyememistir. Cinayet ihbari Trabzon`dan sadece Ankara’ya degil, Istanbul Emniyet Müdürlügü`ne de iletilmistir. Ancak Istanbul Istihbarat Sube Müdürü Ali Fuat Yilmazer`in (Istihbarat Daire Baskanligi C-Subesi eski Müdürü) bu ihbarin geregini yapmadigi ortaya çikmistir. Dahasi, bu ihbarlarin gizlendigi anlasilmistir. Ali Fuat Yilmazer`in de Emniyet`teki Fethullahçi yapilanmanin önemli isimleri arasinda bulundugu bilinmektedir. Cinayetin ihbar edildigi ortaya çikinca bu konuda sadece Trabzon Jandarma Alay Komutani Albay Ali Öz ve Jandarma Istihbarat Sube Müdürü bir yüzbasi ile bir astsubay suçlandi. Jandarma`ya da cinayetin ihbar edildigi dogruydu. Ancak görev sahasi polise aitti. Fakat Trabzon Valisi, Jandarma Müfettisinin aykiri görüsüne karsin Savciligin talebi dogrultusunda adi geçen jandarma personeli hakkinda hemen sorusturma izni verirken, polisler hakkinda bu izni vermeyecekti. Oysa daha sonra idari sorusturma baslatan Mülkiye Müfettisleri`nin raporunda Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yilmazer ve diger Fethullahçi polis sefleri açikça suçlanacakti.
DINK CINAYETI AKP-CEMAAT KOALISYONUN DÖNÜSÜMÜNÜN ALT YAPISINI KURDU
Hrant Dink cinayeti AKP-Cemaat koalisyonunun ülkede yapacaklari dönüsümün alt yapisini kuran, toplumu bu dönüsüme sessiz kalmaya zorlayan bir operasyondu.
Ayni günlerde parlamentodan geçen bir çok karari geri çeviren, hukuksuzlugun önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edilen onuncu Cumhurbaskani Ahmet Nejdet Sezer`in görev süresi de doluyordu. Yerine seçilecek yeni cumhurbaskaninin ülkenin kurulus felsefesine uygun olarak laik, aydinlanmaci bir çizgiye sahip olmasi gerektigi konusunda toplumda önemli bir duyarlilik söz konusuydu. AKP ise bu baslikta, aldigi oyun çok üzerinde bir sekilde parlamentoda sahip oldugu güce güvenerek kararin meclisten çikacagini savunuyor ve bu duyarliligi görmezden geliyordu. O dönemde, daha sonra hükümetin baskisi sonucu Cemaate yakinligiyla bilinen Koza Grubuna satilacak olan Tuncay Özkan`a ait KanalTürk`ün; Çagdas Yasami Destekleme Dernegi, Atatürkçü Düsünce Dernegi gibi sivil toplum örgütlerinin; bir çok üniversite rektörlügünün de destegiyle bu duyarliliklar Cumhuriyet Mitingleri olarak adlandirilan genis katilimli mitinglere dönüstü. Ilki 14 Nisan`da Ankara`da düzenlenen mitingler birbiri ardina Istanbul ve Izmir gibi büyük sehirlerin yani sira, Manisa ve Çanakkale gibi illerde de düzenlendi. Ayni dönemde, birinci Cumhuriyet Mitinginin bir gün öncesinde Nokta Dergisine Genelkurmay Baskanligi`nin yürüttügü sorusturma kapsaminda Ankara`dan gelen talimatla ve Bakirköy Savciliginin izniyle baskin düzenleniyordu. Nokta, 29 Mart`ta çikan sayisinda Emekli Deniz Kuvvetleri Komutani Oramiral Özden Örnek`e ait oldugu ve “darbe hazirliklari yapildigi”ni iddia ettikleri günlükleri yayinlamisti. Ülkede tansiyon giderek yükselirken 24 Nisan`da Tayyip Erdogan AKP`nin destekleyecegi Cumhurbaskani adayini, “adayimiz kardesim Abdullah Gül`dür” diyerek ilan ediyordu. 27 Nisan tarihinde yapilan Cumhurbaskanligi seçimlerinin 1. turunda Abdullah Gül`ün aldigi oy seçimlerden önce Sabih Kanadoglu`nun 367 vekilin katilmadigi durumda Cumhurbaskanligi seçiminin geçerli sayilmayacagi savi ile CHP tarafinda Anayasa Mahkemesi`ne tasinmisti. Ardindan 27 Nisan tarihinde saat 23.20`de Genelkurmay Baskanligi internet sitesinden, Genelkurmay Baskanligi`nin Cumhurbaskanligi ile ilgili bir metni yayinlandi, metin bir muhtira niteligini tasiyordu. Cumhurbaskaninin Cumhuriyet degerlerine, laiklige bagliligi süpheli oldugu taktirde ordunun “geregini yerine getirecegi” vurgusu yapiliyordu. Hükümet kanadindan gece boyu ses çikmadi. 28 Nisan ögleden sonrasinda da hükümet Genelkurmay Baskanligi`nin “muhtirasina” Cemil Çiçek`in yaptigi açiklamayla sert bir cevap veriyordu. Çiçek, hükümet adina yaptigi açiklamada AKP`nin de laiklik yanlisi oldugunu söylüyor, Genelkurmay Baskanligi`nin da hukuki olarak Basbakanliga bagli oldugunu hatirlatiyordu. 1 Mayis`ta Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaskanligi birinci tur seçimini katilim sayisinin 367`yi bulmamasi sebebiyle iptal etti. Bu gelismeler üzerine Basbakan Erdogan muhalefetin geçmiste reddettigi önerisini kabul ederek erken seçim karari aldi. Artik Cumhurbaskani seçimini, yapilacak erken seçim sonrasinda olusacak yeni parlamento yapacakti. Tam bu sirada, 4 Mayis tarihinde hala ne konusuldugunu bilmedigimiz ama bir mutabakata varidigindan kuskumuzun kalmadigi bir görüsme gerçeklesti. Genelkurmay Baskani Orgeneral Yasar Büyükanit ve Basbakan Tayyip Erdogan Dolmabahçe Sarayinda 135 dakikalik görüsme yaptilar.
Ergenekon süreci iste tam da bu hengamenin içerisinde basladi. Ülkede seçim atmosferine girilmisken ve AKP darbe paranoyasini körükleyerek seçimlere hazirlanirken Haziran ayi içerisinde Trabzon Il Jandarma Komutanligi`na yapilan bir ihbar neticesinde 12 Haziran`da Istanbul Ümraniye Çakmak Mahallesinde bir gecekonduya yapilan baskinda savunma ve taaruz tipi 27 adet el bombasi ve fünyeler bulundu. Gecekondu sahibinin yegeni Ali Yigit`in ifadeleri üzerine Mehmet Demirtas`in askerdeki komutani olan emekli astsubay Oktay Yildirim gözaltina alindi.
FEHMI KORU`DAN ITIRAF
Fehmi Koru, 28 Ocak 2008 tarihinde Kanal 7 ekranindan, 1 Subat 2008’de ise Yeni Safak gazetesindeki kösesinden, ‘Ergenekon Operasyonu’nun dügmesine 5 Kasim 2007’de Beyaz Saray Oval Ofis’teki Bush Erdogan görüsmesinde basildigini ‘ yazdi.
Fehmi Koru’nun yazdiklarinin” birinci elden” bileni oldugunu, Erdogan ve Gül ile olan yakin iliskisinden dolayi biliyoruz. Oval Ofiste gerçeklesen toplanti 45 dakika sürmüstü, bunun yarisinin çeviri ile geçtigini kabul edersek eger 20 dakikaya yakin süren bir konusma kalir elimizde. Daha sorusturma safhasinda olan bir davanin ABD Baskani ile konusulmasinin ne anlama gelecegini, görüsmenin ardindan gelen yeni dalgalarin icazet alindigi anlamini tasiyacagini AKP`nin ABD ile olan iliskileri hakkinda biraz da olsa fikir sahibi olan birisinin ön görebilmesinden daha dogal bir durum olmasa gerek.
BIRINCI DALGA VE SONRASI
Birinci dalganin ardindan baslayan süreç su sekilde:
27 Temmuz 2007- Arastirmaci yazar Ergün Poyraz, Oktay Yildirim, Ümit Oguztan, Bekir Öztürk, Zekeriya Öztürk, Sedat Peker, Taner Ünal, Fuat Turgut, Hüseyin Görüm, Fikret Emek gözaltina alindi.
6 Eylül 2007– ADD Üsküdar subesi baskan yardimcisi Asuman Özdemir gözaltina alindi.
22 Ocak 2008– Sabaha karsi 6 ayri ilde 24 farkli adrese es zamanli baskin yapildi. Emekli Tuggeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, Yasin Hayal’in avukati Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi yöneticisi Sevgi Erenerol, emekli Albay Fikri Karadag ile Susurluk davasi hükümlüsü Sami Hostan, Drej Ali olarak taninan Ali Yasak’in da aralarinda bulundugu 33 kisi gözaltina alindi.
21 Mart 2008– Sabaha karsi Istanbul ve Ankara’daki 20 ayri adrese baskin düzenleyen emniyet güçleri, Isçi Partisi, Aydinlik ve Ulusal Kanal merkezlerine baskinlarin yapildigi bu operasyonda Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi Ilhan Selçuk, Isçi Partisi Genel Baskani Dogu Perinçek ve Istanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroglu, Ulusal Kanal Genel Yayin Yönetmeni Ferid Ilsever, Isçi Partisi Genel Baskan Yardimcisi Nusret Senem, Aydinlik Dergisi Genel Yayin Yönetmeni Serhan Bolluk’un aralarinda bulundugu 13 kisi evlerinden gözaltina aldi.
Isçi Partisi, Aydinlik Dergisi ve Ulusal Kanal’in bilgisayarlari ve arsivine el konulurken Aydinlik Dergisi bürolarinda dört ruhsatsiz silah ele geçirildi.
Emekli Jandarma Genel Komutani, Org. Sener Eruygur, Emekli 1. Ordu Komutani Org. Hursit Tolon, emekli albay Hasan Atilla Ugur Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Ankara Ticaret Odasi Baskani Sinan Aygün, gazeteci ve akademisyen Erol Mütercimler’in de aralarinda bulundugu 21 kisi gözaltina alindi. Bu operasyonda gözaltina alinan Sener Eruygur, Hursit Tolon, Hasan Atilla Ugur ve Sinan Aygün tutuklanirken, Mustafa Balbay’in da aralarinda bulundugu bazi kisiler serbest birakilmisti. Sinan Aygün bir süre sonra tutuksuz yargilanmak üzere serbest birakilirken, Tolon ve Eruygur daha sonra saglik sorunlari nedeniyle tahliye edildi.
Hakkinda yakalama emri çikarilan AKP eski Milletvekili Turhan Çömez ve Emekli Tuggeneral Levent Ersöz operasyondan önce yurt disina çiktigi anlasildi.
4 Temmuz 2008– Mustafa Balbay serbest birakildi.
6 Temmuz 2008– Davanin saniklarindan Kuddusi Okkir vefat etti.
7 Temmuz 2008– 1 Temmuz’da gözaltina alinan Hasan Atilla Ugur, Ibrahim Özcan, Birol Basaran, Barbaros Altintas, Osman Gürbüz, Kemal Aydin, Durmus Ali Özoglu, Emekli Orgeneral Hursit Tolon ve Emekli Orgeneral Sener Eruygur tutuklandi.
14 Temmuz 2008– Istanbul Cumhuriyet Bassavcisi Aykut Cengiz Engin Ergenekon davasi hakkindaki savcilik iddianamesini Istanbul 13. Agir Ceza Mahkemesine iletti. Bassavci ayrica Danistay saldirisi, Cumhuriyet Gazetesi’ne atilan bombalara iddianamede yer verildigini, darbe günlüklerinin ise iddianamede yer almadigini bildirdi.
14 Temmuz 2008– Sinan Aygün tahliye edildi.
14 Temmuz 2008– Ankara’da gözaltina alinan ve faili meçhul bir cinayetle öldürülen Binbasi Cem Ersever’in yakin arkadasi olan emekli albay Arif Dogan’in depo olarak kullandigi Istanbul Beykoz’daki bir evde yapilan aramalarda ise çok sayida gizli oldugu ileri sürülen belgeler, 2 Kalesnikof tüfek, bin adet mermi ve bin bos kovan ile 280 adet el bombasi bulundu. Dogan; depoda bulunan mühimmatin Cem Ersever’e ait oldugunu söyledi.
23 Temmuz 2008– Ergenekon sorusturmasinda 7.dalga: Istanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ögretim Üyesi, IP Merkez Karar Kurulu Üyesi Uçkun Geray, Gemi Mühendisleri Odasi Silifke temsilcisi, Ulusal Kanal Çalisani Yusuf Buldu, Isçi Partisi Üyesi Ulusal Kanal Çalisani Nuran Gökdemir, Milli Çözüm Dergisi Yayin Müdürü Ahmet Akgül ve Mevlüt Sungur gözaltina alindi.
25 Temmuz 2008– Ergenekon iddianamesi kabul edildi ve dava süreci resmen basladi.
15 Agustos 2008– Emekli Jandarma Albay Arif Dogan tutuklandi.
16 Agustos 2008– Muzaffer Öztürk tutuklandi.
28 Agustos 2008– Anayasa Mahkemesi Baskanvekili Osman Paksüt’ün esi Ferda Paksüt zanli olarak ifade verdi.
18 Eylül 2008– Gözaltina alinanlara arasinda televizyoncu Tuncay Özkan, eski Istanbul Organize Suçlarla Mücadele Sube Müdürü Adil Serdar Saçan, Ülkü Ocaklari eski Baskani Levent Temiz, bes tegmen ve bir askeri ögrenci ve bazi Isçi Partisi ve Biz kaç kisiyiz hareketi yetkilileri de bulunuyor.
Gözaltina alinanlardan birisi de Ankara`da görev yapan Tegen Mehmet Ali Çelebi`ydi. Böylece davada ilk defa muvazzaf subaylar da tutuklanmis oldu.
21 Eylül 2008– Cezaevinde merdivenden düsen emekli Orgeneral Sener Eruygur tutuklanisindan 78 gün sonra saglik sorunlari nedeniyle tahliye edildi.
23 Eylül 2008– Ergenekon operasyonunda 9. dalga: Istanbul, Ankara ve Izmir’de es zamanli yürütülen operasyonlarda aralarinda Kanaltürk’ün eski sahibi, gazeteci Tuncay Özkan ve eski Esenyurt Belediye Baskani Gürbüz Çapan , KanalTürk eski Haber Müdürü Adnan Bulut, Biz kaç kisiyiz hareketinden Evrim Baykara ve eski manken Duygu Dikmenoglu’nun da bulundugu 16 kisi gözaltina alindi.
27 Eylül 2008– Ergenekon operasyonunun 9.dalgasinda gözaltina alinan gazeteci Tuncay Özkan, eski Istanbul Organize Suçlarla Mücadele Sube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Baskani Gürbüz Çapan, emekli Hakim Albay Tanju Güvendiren, Aydinlik dergisi yazari Emcet Olcaytu ve tip doktoru Hüseyin Nazlikul tutuklandi.
10 Ekim 2008– Ergenekon sorusturmasi kapsaminda tutuklanan emekli hakim albay Tanju Güvendiren ile tip doktoru Hüseyin Nazlikulu serbest birakildi.
20 Ekim 2008– Ergenekon davasinin ilk durusmasi Silivri’de yapildi.
21 Ekim 2008– Ergenekon operasyonunun 10. dalgasinda, davanin saniklarindan emekli binbasi Zekeriya Öztürk’ün avukati eski Sariyer Cumhuriyet Savcisi Ertaç Giray ve korumasi gözaltina alindi.
26 Ekim 2008- Gazeteci yazar Merdan Yanardag`in da aralarinda oldugu 4 kisi Ankara ve Istanbul`da gözaltina alindi.
27 Ekim 2008– 2455 sayfalik iddianamenin okunmasi kararina varildi ve iddianame okunmaya baslandi.
28 Ekim 2008- Merdan Yanardag`in da aralarinda bulundugu 4 kisi serbest birakildi.
10 Kasim 2008– 2455 sayfalik iddianamenin okunmasi bitirilmistir.
7 Ocak 2009– Ergenekon sorusturmasi kapsaminda 6 ilde es zamanli olarak düzenlenen operasyonlarda 40'a yakin kisi gözaltina alindi. Gözaltina alinanlarin arasinda yazar Yalçin Küçük, Yüksek Ögretim Kurulu eski baskani Kemal Gürüz, Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Org. Tuncer Kilinç, eski Özel Harekat Daire baskan vekili Ibrahim Sahin, Genelkurmay eski Hukuk Müsaviri emekli Tümgeneral Erdal Senel, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, Bagimsiz Cumhuriyet Partisi Genel Baskan Yardimcisi ve gazeteci Engin Aydin ve Bedrettin Dalan’in oglu Baris Dalan da bulunuyor. Ayrica eski Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi Sabih Kanadoglu’nun evinde ve Bedrettin Dalan’a ait Yeditepe Üniversitesi ile Istek Vakfi’nda arama yapildi.
Gözaltina alinanlardan Kemal Yavuz, Tuncer Kilinç Kemal Gürüz ve Baris Dalan serbest birakilirken Yalçin Küçük tutuklandiktan iki hafta sonra serbest birakildi. Ibrahim Sahin ise tutuklanarak cezaevine konuldu.
22 Ocak 2009- Ankara, Istanbul ve Bursa basta olmak üzere çok sayida ilde yapilan operasyonlarda muvazzaf subaylar ve polislerinde aralarinda bulundugu birçok kisi gözaltina alindi.
Terörle mücadele ekipleri sabah 07:30'da Avrasya TV binasinda ve Türk-Metal Sendikasi’nda aramalara basladi. Türk Metal Sendikasi Genel Baskani Mustafa Özbek ile Erhan Göksel’in de aralarinda bulundugu 6 kisi gözaltina alindi.
26 Ocak 2009- 22 Ocak’ta baslatilan operasyon sonucunda gözaltina alinan 26 kisiden Türk Metal Sendikasi Genel Baskani Mustafa Özbek 7 asker ve 10 polis olmak üzere toplam 18 kisi tutuklandi. Böylece Ergenekon operasyonlari kapsaminda tutuklu bulunanlarin sayisi 100'e çikti.
4 Subat 2009– Mahkeme heyeti kisisel hak ve özgürlüklerin korunmasi hususu göz önünde bulundurularak, MIT tarafindan hazirlanmis “Ergenekon Semasi” olarak bilinen semada yer alan isimlerin açiklanmamasina karar verdi.
7 Subat 2009– Hursit Tolon tahliye edildi.
6 Mart 2009– Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Toplumsal Haber isimli internet sitesi yazarlarindan Neriman Aydin tutuklandi.
25 Mart 2009- 10 Mart`ta mahkemeye gönderilen Ergenekon davasinin 2. iddianamesi mahkeme tarafindan kabul edildi.
13 Nisan 2009- Ergenekon sorusturmasi kapsaminda 18 ilde 50 kisiye ait 83 adreste arama yapildi. Aralarinda Baskent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, Inönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioglu, 19 Mayis Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Atatürkçü Düsünce Dernegi (ADD) Genel Baskan vekili ve eski Uludag Üniversitesi (UÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran ve Prof. Dr. Erol Manisali’nin da bulundugu 39 kisi gözaltina alindi.
17 Nisan 2009- Ergenekon sorusturmasi kapsaminda gözaltina alinan 39 kisiden 8'i tutuklandi. Böylece dava kapsaminda tutuklu bulunanlarin sayisi 111'e yükseldi.
Baskent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, Inönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioglu, Uludag Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, 19 Mayis Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Cumhuriyet Gazetesi Yazari Prof. Dr. Erol Manisali, ÇYDD Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Ayse Yüksel, Gökhan Ecevit ve Ömer Sadun Akyaltirik tutuklandi.
1 Temmuz 2009- Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandi.
3 Agustos 2009-Danistay Saldirisi davasi ile Ergenekon davasi resmen birlestirildi. Bu birlestirme ardi arkasi gelmeyen birlesmelerden sadece birisiydi.
BIRLESEN IDDIANAMELER LISTESI
Ergenekon iddianamesi aslen Ergenekon isimli bir terör örgütünün varligi ve bu örgütün çesitli sekillerde isledigi suçlar üzerine kurulu. Iddianamenin savina göre birlestirilen iddianamelerde bahsi geçen suçlarin hepsini mevzu bahis örgüt tarafindan islenmis. Ama ne bugüne kadar sorgulanan 3000 kisiden birisi böyle bir örgütün varligindan bahsetti, ne de Genelkurmay Baskanligi, Milli Istihbarat Teskilati, Emniyet Genel Müdürlügü, Jandarma Genel Komutanligi davaya bakan Istanbul 13. Agir Ceza Mahkemesi`nin talebi üzerine sunduklari belgelerde böyle bir örgütün varligindan bahsedebildiler.
Birlestirilen iddianamelerin tam listesi söyle:
Istanbul 13. Ag.C.M. 2008/209 Esas 1. iddianame – Ümraniye Bombalari
Birlesen:
Danistay Saldirisi, Serhan Bolluk - Adam Öldürme, Ahmet Cinali, Taner Ünal, Cumhuriyet Gazetesi Molotof, 6136 sayili kanuna muhalefet - Aykut Metin Sükre, Özkan Kurt – Savci Zekeriya Öz’e tehdit, Ismet Reçber – Fener Rum Patrigine suikast girisimi,
Istanbul 13.Ag.C.M. 2009/191 Esas 3. iddianame
Birlesen:
2. iddianame, 6136 sayili kanuna muhalefet – Hüseyin Keskin, Minas Durmazgüler’e suikast girisimi, Yusuf Erikel dosyasi, Minas Durmazgüler’e suikast girisimi, Sile Kazilari, 4. iddianame – Islak Imza, Internet Andici, Ilker Basbug – Internet Andici, Mehmet Perinçek
DANISTAY SALDIRISI CUMHURIYET GAZETESININ BOMBALANMASI