Bir genç kardesiniz olarak bu yazimda ülkemizde gençlige verilen degere deginmek istiyorum. Yillardan beri ülkemizde gençlere maalesef güvensizlik söz konusu. Hiçbir alanda bu gençlere güven sorunu halledilemedi. Dünya degisiyor, siyasetin mecrasi degisiyor ama gençlige bakis açimizda degisen pek fazla bir sey olmuyor.
Gençlik kitlesi her kes tarafindan yarinlarin teminati olarak söylemde ifade edilse de, toplumda var olan tüm kesimler tarafindan hiçbir platformda gerekli önem ve hassasiyet pratige yansimadigi realitesi her kes tarafindan görülmektedir.
Özellikle toplumda var olan kurumlarimiz (STK’lar, Siyasi Partiler, vakiflar ve sendikalar) gençlige gerekli önemi vermedigi gibi çalisma alanlarinin çogu gençlige hitap etmektedir. Gençlere bu alanlarda görev ve yetkiler verilmedigi sürece gençligin ahlak ve maneviyat konularinda dejenerasyona ugramasi kaçinilmazdir.
Bakiniz günümüzde alkol, uyusturucu, sigara, kumar, gasp, yaralama ve benzeri birçok olumsuz durumlarin en fazla etkiledigi alan gençlik kitlesidir. Dolayisiyla kisi kurum ve kuruluslarimiz gençlik üzerinde gerekli alt yapi, stratejik kurgulama ve yapisal çözümlerle gençligin ilgili alanlarda etkin rol üstlenmelerinin yolu açilmalidir.
Ancak birçok kurum ve kurulusta oldugu gibi siyasi partilerde de çalismalarin hamaliye yükü gençlige yüklenmektedir. Gençlige bakis açisi maalesef en iyi bayrak asanlar, en iyi tezahürati yapanlar ve bir yerde çogunluga ihtiyaç varsa hep geçlik kitlesi akillara gelir. Yani anlayacaginiz birileri için üzerine basilacak ilk basamak olarak görülmeye devam etmektedir.
Oysaki gençlere kurumlarin organlarinda temsil yetkisi verebilsek toplumdaki genç kesime böylelikle örnek rol, modeller sunabiliriz. Tabi burada egitim etkeni önemli bir konu egitim özelinde genç kesimi yarinlara tasiyacak stratejiyi uygulamamiz gerektigine inanlardanim.
Özellikle orta ve ileri yas gurubu mevcut kurumlarda hep söz sahibi olmustur. Yerini garantileyenler ilelebet yarinde kalmak ve bir üst mevkiye çikabilmek için mücadele vermistir. Son dönemde seçilme yasi düsürülse de yas gurubu olarak bakildiginda gençligi tam anlamiyla temsil edilmedigi görülmektedir.
Bir iki siyasi partinin sözde gençlere önem veriyormus görüntüsü disinda gençlere önem veren, Gençlik komisyonlarina deger veren gene yok. Yillar sonra belki ilk defa iki elin parmaklari kadar genç vekil var TBMM de. Bu sayida, nüfusunun yaridan fazlasi genç olan bir ülkede, ülke gençligini ne kadar temsil edebilir buda tartismaya açik bir konu.
Dinamik zeki bilgili diye adlandirilan gençlik kesimi her seyin basinda partilerinin hamalligini ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalisan ve bu çalismalarini diger kesimler gibi uç beklentiler üzerine yapmadigi gibi tamamen içten ve samimi duygulariyla çalismalarin yükünü çekmektedir. Aslinda gençlige bakis aktif siyasette gençlik bir yere gelse veya getirilse partinin hamalligini kim yapacakti. Aslina bakarsak dünden bu güne pek fazla degisen bir sey olmadi.
Evet, siyaset gençlesmeli ama bundan önce gençlere önem verip, özenle dinleyip dikkate almak gerekli. Emeklilik yasina gelen siyasetçilerin artik gençlerin önünü açmak için emekliklerini istemeleri gerekli. Bu tür siyasetciler bilgi birikim ve tecrübelerini gençlige aktarmasi durumunda daha faydali bir hizmete imza atacaklardir.
Gençlere birer hamal gözüyle bakilmamali. Gençlik demek sadece teori degil, pratik demek taze beyin, dinamizm, motor güç demek. Birilerine kalsa bu ülkede basarili genç yok. Ama sunu da unutup geçiyorlar Fatih Sultan Mehmet Han Istanbul’u fethettiginde daha 23 yasindaydi. Ve bunun gibi nice basariya tarihimiz sahitlik etmekte yeterki gençlige inanalim ve yeri geldiginde sorumluk verilmelidir.
STK’lar ise gençlerin önlerini açip kültür seviyesini yükseltmek yerine çesitli hemseri dernekleri kurarak gençleri kahvehane kültürüyle yetistirmeyi tercih ediyorlar. Çünkü onlar için iki el oyun oynayip dört bes çay parasi verildi mi dernege katki saglanmis olur. Belki de dernekçiler için kültür bundan ibaret. Gençlerimizin artik köse basi avarelik ve kahvehane kültüründen kurtulmasi-kurtarilmasi gerekir.
Gençlerin kendilerini gelistirip bu güne kadar kendilerine taninmayan sansi bulup çikararak, bu günden sonra da sahiplenerek bir sonraki genç nesillere bir miras olarak birakmalari gerekir. Gençleri bu konuma hazirlamak ise devletin, belediyelerin, egitim kurumlarinin, STK’larin ve özellikle siyasi partilerin birinci görevlerinden olmali. Ayrica bu kurumlar hiçbir çikar beklemeden geregini yapmalilar. Ülke adina, toplum adina, gençlik adina.
Saygilar
Serkan BASUT