Bugün, 14 Şubat 2026 Cumartesi

Tarihteki ilk kadın örgütü: Bacıyan-ı Rum

Tarihteki ilk kadın örgütü: Bacıyan-ı Rum

13. yüzyıl Anadolu’sunda Ahilik Teşkilatı’nın kadın örgütü olarak kurulan Anadolu Kadınları Örgütü nam-ı diğer Bacıyan-ı Rum, tarihteki ilk sosyal, kültürel, askeri, ticari ve siyasal kadın örgütlenmesidir.

13. yüzyıl Anadolu’sunda Ahilik Teşkilatı’nın kadın örgütü olarak kurulan Anadolu Kadınları Örgütü nam-ı diğer Bacıyan-ı Rum, tarihteki ilk sosyal, kültürel, askeri, ticari ve siyasal kadın örgütlenmesidir. Fatma Bacı / Kadıncık Ana  / Hatun Ana tarafından temelleri atılan Bacıyan-ı Rum, Selçuklular döneminde ve Osmanlı’nın kuruluşunda önemli roller üstlenmiştir.

Dünyada henüz Feminist Kadın Hareketleri ve kadın özgürlük mücadelesi doğmamışken Anadolu’da kadınlar devlet yönetimi, ticaret, savaş ve sosyal alanlarda faaliyet gösteren önemli örgütlenmeler yapmışlardı. Anadolu’da ‘’Erkek öldürenler’’ diye tanımlanan İskitli savaşçı Amazon Kadınlar’dan Kadın Alplar’a ve Bacıyan-ı Rum’a kadar birçok hareket ve örgüt Anadolu’da kadın mücadelesinin ne kadar eskiye dayandığını gözler önüne sermektedir. Dönemin Avrupa’sı ve İslam coğrafyasında kadının pozisyonu düşünüldüğünde, Anadolu’daki bu kadın örgütlenmelerinin, ilerici ve devrimci bir denkleme denk düşen pozisyona sahip olduklarını kavramak gerekir.

Ahilik Örgütü, Bacıyan-ı Rum ve Fatma Bacı

Horasan’dan Anadolu’ya göç eden göçebe Türkmen zümrelerin, yerleşik hayata geçmesiyle beraber, sosyal ve iktisadi zorunlulukların bir sonucu olarak Batıni ve Bektaşi ideoloji ile Fütüvvet ilkeleri temelinde çeşitli sanat kollarına mensup insanların kurmuş olduğu Ahilik Örgütü, Anadolu’da ekonomik, askeri, sosyal ve siyasi faaliyetleri bulunan bir organizasyondur. Kurucusu Hacı Bektaş-ı Veli’nin yakın arkadaşı Ahi Evran (Türk Halk Kültürü’ndeki Nasreddin hoca) olan Ahilik, Sultan Alau’d-din Keykubad döneminde önce Kayseri, Konya ve Kırşehir ardından da tüm Anadolu’da  kooperatifler şeklinde örgütlenmiş, kadın ve erkek tüm kesimlerin sosyal hayata katılması ve Moğol istilalarına karşı direnişte önemli roller üstlenmiştir. Ahilik örgütünün kadın kolu olarak Ahi Evran’ın eşi ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin nefes evladı olan Fatma Bacı tarafından temelleri atılan Bacıyan-ı Rum’dan tarihi kaynaklarda ilk defa Babailerin lideri Baba İlyas’ın torunu olan tarihçi Aşıkpaşazade’nin Tevarih-i Al-i Osman adlı çalışmasında bahsedilmektedir. İlgili kaynakta Anadolu Selçukluları döneminde Türkmenler arasındaki sosyal örgütlenmelerden ve Osmanlı’nın kuruluşundaki göçebe Türkmen unsurların etkisinden bahsederken Bacıyan-ı Rum örgütü de anılmaktadır:

‘’… Rum’a (Anadolu) gelen dört grup insan vardır. Biri Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri), biri Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri), biri Abdalan-ı Rum ( Anadolu Abdalları) ve birisi de Bacıyan-ı Rum’dur (Anadolu Bacıları). Hacı Bektaş Sultan bunların içinde Bacıyan-ı Rum’u tercih etti ki o da Hatun Ana’dır. Onu kız edindi, keşiflerini ve kerametlerini ona gösterdi ve ona teslim etti…’’

İlk olarak Kayseri’de Külahduzlar (Örgücüler) çarşısında kurulup tüm Anadolu’ya yayılan Bacıyan-ı Rum örgütü, kadınların çeşitli sanat dallarında yetiştirilip iş sahibi olmasını, kurulan sanayi sitelerinde aktif olarak iş hayatına katılmasına ve ürettikleri malları dükkânlarda satmalarına, kadınların eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkı sunulmasına, ataerkil ve erkek egemen düzene karşı silahlı milis güçler oluşturulmasına, Moğol ve Haçlı saldırılarına karşı şehrin savunmasına kadar birçok yönde kadın örgütlülüğü sağlamıştır.

Bacıyan-ı Rum örgütü mensupları siyaseten aldıkları pozisyon, dini inançları, yaşayış tarzları ve kadın olmalarından ötürü Ortodoks resmi tarih yazıcılarının karalamalarına maruz kalmışlardır. Ortodoks Sünni anlayışın dışında Bâtıni, senkretik ve heterodoks inanca mensup olan bu göçebe Türkmen kadınlar saray tarihçileri tarafından ‘’Etrak-ı bi-din’’ (Dinsiz Türkmenler), ‘’Babaiyan-ı Harici’’ (Harici Babailer), Rafızîler, her şeyi mübah gören zındık ve mülhidler şeklinde birçok ithama maruz bırakılmışlardır. Bacıyan-ı Rum örgütü aynı zamanda kadın ve erkek eşitliğinin bir nişanesi olarak kadın ve erkekli cemler ve semahlar yapmış ve erkeklerle birlikte eşit bir şekilde toplantılara katılmıştır. Tüm bunlarla beraber Moğol saldırıları karşısında yurtlarını savunmalarından da ötürü binlercesi katledilmiş, tutuklanmış, mallarına el konulmuş ve sürgün edilmişlerdir. (Mallarına el koyulan Ahiler ve Bacıyan-ı Rum Örgütü’ne mensup kadınların malları Mevlevilere verilmiştir. O dönem, Mevlana ve Mevleviler Moğol yanlısı tutum almaktadırlar. Mevlana Ahiler’in mallarının kendilerine verilmesi için sultanlara bizzat mektup yazmıştır.)

Aşıkpaşazade’nin Hatun Ana diye bahsettiği Fatma Bacı nam-ı diğer Kadıncık Ana aynı zamanda dönemin en önemli bilginlerinden Hamid el- Kirmani’nin kızıdır. Hamid el- Kirmani’de Ahi Evran’ın hocası ve kayınpederidir. 1213 dolaylarında doğan Fatma Bacı, Moğollar’ın Kayseri kuşatması sırasında Bacıyan-ı Rum Örgütü’nden birçok kadınla beraber esir düşmüş yaklaşık 14 yıl esaret altında kalmıştır. (Moğollar Kösedağ da zafer elde etmesinden sonra Anadolu’nun çeşitli bölgelerini işgal etmeye başlamış, Kayseri’de Ahilik ve Bacıyan-ı Rum örgütü mensuplarının direnişiyle karşılaşmışlardır.)

Esaretten kurtulduktan sonra 1260 dolaylarında Kırşehir’e eşi Ahi Evran’ın yanına gelen Fatma Bacı, 1261 tarihine kadar Kırşehir’de kalmıştır. Bu dönem, Moğol yanlısı Rüknü’d- din Kılıç Aslan’ın tahta oturtulması ve İzzu’d-din Kaykavus’un Anadolu’yu terk etmesi üzerine Moğollar tarafından Anadolu’nun uç yerlerine sürgün edilen Türkmenler ve Ahiler bu durumu kabul etmeyerek direnişe geçmişlerdir. Kırşehir, Ankara, Aksaray, Karaman, Çankırı ve uç bölgelerde başlayan Türkmen direnişi bastırılmış ve Ahi Evran’da dâhil olmak üzere birçok Türkmen katledilerek Ahilik ve Bacıyan-ı Rum Örgütü dağıtılmıştır. (1261) . 

Direnişin bastırılmasından sonra önce Ereğli’ye daha sonra da Sulucakaraöyük’e giden Fatma Bacı burada Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhına giderek onun nefes evladı olmuştur. Velâyetname’de aktarıldığına göre Hac-ı Bektaş-ı Veli Horasan’dan Anadolu’ya geldiğinde onu mana âleminde karşılayan Fatma Bacı’dır. Hac-ı Bektaş-ı Veli’nin Anadolu’ya geldiğinde Fatma Bacı’nın babası Kirmani’nin Dergâh’ında bir müddet kalması da muhtemel gözükmektedir. Hacı Bektaş-ı Veli tüm yol öğretisini ve ilmini Kadıncık Ana’ya aktarmış ve kendisinden sonra Kadıncık Ana postnişinliğe geçmiştir. Fatma Bacı’nın Kızılbaş-Alevi topluluklar nezdinde önemli bir yeri vardır. Fatma Bacı’nın bu öğretisi, Abdal Musa aracılığıyla tüm Anadolu’ya yayılmış ve Kızılbaş- Alevi topluluklarda hala diri olarak yaşatılmaya devam etmektedir.

Genel hatlarıyla bahsetmeye çalıştığımız Bacıyan-ı Rum Örgütü, saptandığı kadarıyla tarihte bilinen en eski kadın örgütüdü. Kadınların işgücüne kendi başlarına katılması, erkek egemen düzene karşı örgütlenmesi ve kadın dayanışması bağlamıyla kendi dönemi içerisinde bir ilki gerçekleştirmiştir. Bugüne kadar çeşitli sebeplerden ötürü üzerinde yeterli çalışma yapılmamış bu kadın örgütü, Anadolu topraklarında kadın devriminin en önemli yerel tarihsel devrimci dinamiklerinden biri olarak günümüzdeki kadın hareketleri tarafından refere edilmeyi ve araştırılmayı fazlasıyla hak etmektedir.  Ne acıdır ki bir zamanlar kadın mücadelesinin ilk örneklerinin sergilendiği Anadolu, bugün kadın cinayetlerinde başı çekmektedir.

Kaynakça:

1- Bayram, Mikail, Fatma Bacı ve Bacıyan-ı Rum, Çizgi Kitabevi, Konya, 2016.

2-Vilayetname Menakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş Veli, haz.: A. Gölpınarlı, İstanbul, 1990

3- Barkan, Ömer Lütfi, Kolonizatör Türk Dervişleri, Hamle Yayınları, İstanbul.

4-Aşıkpaşazade Tarihi, haz.: Necdet Öztürk, Bilge Kültür Sanat, 2013.

5-Erol, Sevgi Işık, Ahilik Teşkilatı, Ekin Kitabevi Yayınları, 2017, Bursa



Anahtar Kelimeler: Tarihteki kadın örgütü: Bacıyan-
  • Cumartesi 12.1 ° / 8.9 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Pazar 17.2 ° / 10.1 ° Güneşli
  • Pazartesi 11.6 ° / 7.9 ° Şiddetli yağmurlu