Bu hafifliği başta AKP genel başkanının İBB açıklamalarında ve müstafi Ankara Belediye Başkanının açıklamalarında açıklıkla görmekteyiz!
Yapılan yerli yersiz açıklamalara bakılınca Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesi bunlarda evlat acısı etkisi ile travmaya neden olmuş gibi!
Yaklaşık 20 yılda yapmadıklarını ve yapmak isteyip te yapamadıklarını 2-3 yıl içinde yapılmasını mevcut yönetimlerden bekleme ve isteme durumuna gelmiş gibi davranıyorlar. Hem de yok yapmıyoruz etmiyoruz tarzı açıklamalarına rağmen kapı gibi engellemeleri de ortada iken.
Bu davranış sadece bir iki kişiye mahsus değil artık, iktidar yönetim kadrolarının genelinden trollere kadar yayılmış durumda.
AKP sözcülerinin konuşmalarına yansıyan birinci hafiflik kendilerine yapmış oldukları şeyler için mevcut yönetimin teşekkür etmediği, hatta karalama çalışmaları yaptığı vehmine kapılmış olmalarıdır.
Bu konuda unuttukları şey, mevcut yönetimden önce, halk sizin üzerinizi çizdi, yaptıklarınızı beğenmedi, yetersiz buldu ve bu yönetimi iktidara taşıdı. İlk önce bunu anlamaları gerekir.
Mevcut belediye yönetimini bende yetersiz buluyorum. Stratejik plan kurguları yanlış, performans programları ve faaliyet raporları teknik olarak hesap hataları ile dolu.
Burada asıl sıkıntı ülkemizde ANAP ile başlayan AKP ile iyice sirayet eden seçim öncesi gereksiz ve anlamsız vaatler sıralanması, kanun ve yönetmelikler ile yönetimin nasıl yapılacağı ortada iken ben yaptım oldu tarzının kamusal yönetim ahlakı haline gelmesi durumudur.
O yüzden tüm belediye ve kamu adına yönetim yapanlar çok şey vaat ediyor, az şeyleri kayıtlı hale getiriyor çok azını da yapıyorlar. Kısacası kalpazanlık stratejik yönetim oldu ülkemizde.
Ama şunu da görüyorum, mevcut yönetim, sizin Kadir abi deyip altını oyduğunuz merhum belediye başkanının son dönemi ve belediye başkan adayı yapmaya bile layık görmeyip başkan yaptığınız esamesi okunmayan şahıs döneminden daha başarılı bir yönetim sergilediği de ortadadır.
AKP şürekasının dayanılmaz hafifliklerinden biri de devlet makamlarını işgal edip devlet adına iş yapınca kendilerini devlet sanmalarıdır.
Bunu yol yapılırsa yolsuzluk olmaz, kamu yapıyorsa rant olmaz tarzı içi boş komik açıklamalarında da görüyoruz.
Oysa halk arasındaki anlamı ile rant, tamamen devlet işlerinde olmaktadır. Özel sektör kazanımına kar denir. Devlet sırtından haksız kazanımlara rant denir.
İhale süreçleri ve ilkeleri sağlanmadan davetiye ile eşe dosta iş verip devlet ve kamu yararı kavramlarını paravan gibi kullanıp, işinize gelmezse mahkemeye gidin deyip, yapılanların rant olmadığını söylemek devlet adamlığı değil, ranta çanak tutup ortak olmanın verdiği gevşeklik ile devlet gücünü kötüye kullanmaktır.
Ankara ve İstanbul belediyelerinde meclis çoğunluğu AKP yönetiminin elinde iken belediye çalışmalarının hesap sorulduğu yer meclis oturumları iken, orada şovmenlik yapanların dışarıda hesap sorma havaları, iş bilmezliğin işgüzarlık olarak sunulması komikliğinden başka bir şey değildir.
Azınlık muhalefeti basın aracılığı ile sesini duyurur bu işin doğası gereğidir. Mecliste çoğunluk sahibi olup, iktidar erkini elinde bulundurup her türlü bilgi ve belgeye ulaşma imkânları olanların ekran ekran dolaşıp sağlıklı bilgi verip çözüm sunmak yerine dert yanmaları iş bilmezliğin verdiği çaresizliğin dayanılmaz hafifliği sonucu, boş boş konuşmanın dayanılmaz hafifliğidir.