Şimdilik hayat size can, kalana manevi ıstırap. Ey gidi ahlaksal çöküntü girdabında bocalayan hattat, hele ki hazıra yaslanıp, yalandan huzur sunmak ve planlı karışıklıklar yaratmak bambaşka bombardıman. Bu arada kurduğunuz suni zindanlar, gel zaman git zaman hiç kimseyi korkutmaz. Yığınla talan pervasızca palazlandırdığınız hiçbir kodamanı korutmaz...
An gelir, ay gider pay azalır. Ey gidi ramadan, sessiz sadasız gömülür insanlığın en karanlık yüzü yarına...
Tarihle sabit gerçeklik. Dünden bugüne had safhada hırpalanan hayata salt sıradan bakış atan, medet yerine etrafa dram saçan saray eşrafının eşgali belli. Topu cilalı masklı, maskeler binbir çeşit tek renk. Her bir takılanı bayağı gizli maksatlı. Yüzlerce yıldır olan biten bariz, sinsi maslahat rüzgarı ehliyetsiz mütecaviz...
Küflü realite beyaban. Bize ne denir fakat bizeban zülüflü ağalar Topkapı Sarayı'ndan bu tarafa tüm saraylarda en güvenilir ham hizmetkar. Hatta bu saltanat muhafazacısı ahraz zülüflü baltalar hala salt enderun değil birun hazirununda hazır ve nazır. Dört bir yanda hazır kıta konuşlandırılmışlar. Bunlara amasız fakatsız saray şeysi has amalar da eklendiğinde vay aman. Toptan konuşmazlar, duymazlar ve görmezler. Haliyle zülfiyare dokunan muhaliflerin vay haline. Etliye sütlüye karışmayan velvelecilerin vay canına. Baydı vey baydı akan zaman. Kim ki çağı gerileten işte bu zevat bu zeban...
Bunlar yüzünden devasa zarar ziyan. Zinhar öyle bir an gelir ki; sesler tavan. Sinirler dikilir, ikilemler geçilir ve iç çatışmalar hareketlenir. Estetik tavırlar anında sertleşir. Yani belli süre elden geldiğince uysal kalınsa da ussal direncin önü tıkanır. Velakin vakti zamanıyla kahrolası yapılanlar ve ağız dolusu söylenen ağır sözler asla unutulmaz. Kızıl ateş sarar hudutları. Ada sakinlerini sakinleştirmeye yönelik karanlıkvari sindirme eylemleri ve insanlık onurunu çiğneyen süründürme operasyonları da yetmez sonra...
Daha sonra sürgün sürer çiçeğe durur kutlu isyan. Ey gidi ramadan zan altında kalır zaman. Gün olur haddini aşan, hududu geçen, kendini bilmez haddalara, gecikmiş hadiye faslı bir çırpıda güncellenir...
Bu hususta bir ayrıntı daha güncelere sarkar. Sadaka ehli saraka saraylarında saltanat ipine tutunan, tuturuk cüceler. Tekmili birden cildi tıraşlanan tarih sayfalarında, saray siyasetinin timsali ve temsili için kullanılan cüce soytarılar. Gölgeleri dev beberuhi, topu soymuk. Başta sultanı eğlendirmeye, sonda iktidarı görsel ve sözel atraksiyonlu güçlendirmeye görevli özel yetkilerle donatılmış figürler. Para akça ile alınan ve satılan, popüler hediye kıvamlı malum türler. Tümü kıskıvrak zekâ ve kısıtlı nüktelerle, karakter bozuğu küstahlaşmalara kapı aralayan temaşa tembelleri. Sırf tembihleneni tespitleyen azap azmanı bu cüceler, halka açık alan etkinlikleri ve törenlerde sultanın yanıbaşında durur. Şahsı malumu muteber, olduğundan çok daha büyük ve güçlü görünmesini sağlamak asli görev...
Bu minyatür hizmetkarlar, albenili ayrıcalığa sahipler. Sahibinin sesi bu cüce soytarılar asla cezalandırılmazlar. Özgürce konuşma ve istediğiyle alay etme hakkı tanınmıştır topuna. Kanun ve statü onlara asla işlemez. Resmen sultanı yansıtırlar her kalemde. Sürer cüce şatafatı. Sürer temaşa her biri zaman ve mekan sarmalında haddeden geçirilene, topuna had a bad time uygulanana dek…
Ey gidi oniki ayın sultanı Ramadan. Ey gidi sağmal saltanat karabasan. Ey gidi şehzadebaşı, direklerarası. Akşamdan sabaha geleneksel kültür ve sanat. Dolu içerik ve kapsam, özlenen konum ve zaman. Anvean mevcudata virdizeban. Velev ki çölde vaha, çal ki gölde maya illa ki veyl kuyusu. Pek yakında saray maray dinlemez zorda kalan geniş taban. Sıralanır üç otuz pare top atışı, yakın tarih el aman. Ey gidi tarihi yangın...